Tom'un annesi donakalmıştı.
- Tom's mother was aghast.
Onun annesi donakalmıştı.
- Her mother was aghast.
Biraz şaşkın hissediyorum.
- I feel a little dazed.
Biraz şaşkın görünüyordun.
- You looked a bit dazed.
Biz şaşkına dönmüştük.
- We were flabbergasted.
Kocam o kadar şaşkına dönmüştü ki araba anahtarlarını düşürdü.
- My husband was so flabbergasted he dropped his car keys.
Onun 48 yaşında hamile kalabildiğine herkes çok şaşırmıştı.
- Everyone was just flabbergasted that she was able to get pregnant at 48.