Onun annesi donakalmıştı.
- Her mother was aghast.
Tom'un annesi donakalmıştı.
- Tom's mother was aghast.
Biraz şaşkın hissediyorum.
- I feel a little dazed.
Biraz şaşkın görünüyordun.
- You looked a bit dazed.
Mary'ye Peter denildiğini öğrendiğimde şaşkına döndüm.
- I was flabbergasted when I found out that Mary used to be called Peter.
Tom haberi duyduğunda şaşkına döndü.
- Tom was flabbergasted when he heard the news.
Onun 48 yaşında hamile kalabildiğine herkes çok şaşırmıştı.
- Everyone was just flabbergasted that she was able to get pregnant at 48.