yerleşmiş

listen to the pronunciation of yerleşmiş
Turkish - English
resident
ingrained
sedentary
engrained
domicilled
staple
confirmed
situated
inveterate
established
situate
ensconced
rooted
settled
deep-seated
embedded
dye
yerleşmiş olan kimse
resident
yerleşmiş olmak
be located
yerleşmiş uygulama
institution
yerleşmiş yabancı sözcük
denizen
yerleş
ensconce
yerleş
settle

He settled down in his armchair to listen to the music. - O, müzik dinlemek için koltuğuna yerleşti.

The Indians gave the settlers food. - Hintliler yerleşimcilere yemek verdi.

yerleş
settle down

We moved into this house last month. We will settle down soon. - Bu eve geçen ay taşındık. Yakında yerleşeceğiz.

Tom is ready to settle down and start a family. - Tom yerleşmek ve bir aile kurmak için hazır.

yerleş
{f} settled

He settled down in his native country. - Anavatanına yerleşti.

He settled down in his armchair to listen to the music. - O, müzik dinlemek için koltuğuna yerleşti.

yerleş
{f} ensconcing
yerleş
settle in

They decided to settle in a suburb of London. - Londra'nın bir banliyösüne yerleşmeye karar verdiler.

They are planning to settle in New Zealand. - Yeni Zelandaya yerleşmeyi planlıyorlar.

yerleş
embed
yerleş
populate
yerleş
reside

Tom and Mary live in a quiet residential neighborhood. - Tom ve Mary sessiz bir yerleşim bölgesinde yaşıyorlar.

This residential area is comfortable to live in. - Bu yerleşim alanı yaşamak için rahat.

iyice yerleşmiş
firmly established
yerleş
{f} site
yerleş
indwell