yazık

listen to the pronunciation of yazık
Turkish - English
shame

It's a shame that concrete doesn't burn. - Ne yazık ki beton yanmaz.

Fool me once, shame on you. Fool me twice, shame on me. - Beni bir kez kandırırsan, sana yazıklar olsun. Beni iki kez kandırırsan, bana yazıklar olsun.

pity

It is a pity that you can't join us. - Ne yazık ki bize katılamazsın.

It's a pity that Mary has no sense of humor. - Ne yazık ki Mary mizah duygusuna sahip değil.

dear
it's a pity

It's a pity you can't come. - Ne yazık ki gelemezsin.

It's a pity that he can't get married to her. - Ne yazık ki o onunla evlenemez.

pity, shame; What a pity!, What a shame!, Alas!
What a pity!/What a shame!
alas

Alas, I've no time today. If I did, I'd go to the movies with you. - Ne yazık ki, bugün vaktim yok. Eğer olsaydı seninle sinemaya giderdim.

Alas, she died young. - Yazık, o genç yaşta öldü.

alack
what a pity !

What a pity I don't have a garden. - Ne yazık ki bir bahçem yok.

What a pity I don't have a garden. - Bir bahçemin olmaması ne yazık.

what a pity!
abject
yazık etmek
to ruin, to spoil
yazık etmek
1. to ruin, spoil (something). 2. to do (someone) an injustice
yazık etmek
shame
yazık olmak
1. for it to be a shame that (something) has been ruined, spoiled, or come to naught. 2. for it to be a shame that (someone) has suffered or been badly done
yazık sana!
(Konuşma Dili) 1. I wouldn't have expected this from you!/I thought you were above doing such a thing! 2. What a pity for you!
ne yazık ki
unfortunately

Unfortunately, few passengers survived the catastrophe. - Ne yazık ki, birkaç yolcu felaket atlattı.

Unfortunately she only had five dollars with her. - Ne yazık ki yanında sadece beş dolar vardı.

Ne yazık
What a pity
ne yazık
what a pity !
ne yazık
what a shame!
ne yazık ki
unfortunately, more's the pity
pek yazık
that's tough
avne yazık ki
Unfortunately avne
ne kadar yazık
What a shame!
ne yazık ki
(deyim) more's the pity
ne yazık ki
to our regret

To our regret, we were obliged to call off the game, which we had been looking forward to. - Ne yazık ki, oyunu iptal etmek zorunda bırakıldık, ki bunu dört gözle bekliyorduk.

yazıklar
shame
ne yazık ki
unluckily
ne yazık ki
unhappily
Çok yazık!
What a pity!, It's a real!
çok yazık
it's a great pity
çok yazık
it's a pity
Turkish - Turkish
Acınma, üzüntü anlatır
Herkesi üzebilecek şey, günah
Kınama anlatır
Acınma, üzüntü anlatır: "Yazık, ben böyle olmasını istemezdim! Yazık, beş gün sonra bu tepeden inmek gerek..."- R. H. Karay
yazık günah
Büyük üzüntü ve kınama anlatır
ne yazık ki
Maalesef

Maalesef bu şarkının sözlerini bulamıyorum. - Ne yazık ki bu şarkının güftesini bulamıyorum.

yazık
Favorites