Tom Jackson is the supervising producer.
- Tom Jackson denetleyici yapımcıdır.
I'm a music producer.
- Ben bir müzik yapımcısıyım.
Mary is a jewellery maker.
- Mary bir mücevher yapımcısıdır.
The true makers of history are the masses.
- Tarihin gerçek yapımcıları kitlelerdir.
The production has visual appeal for the audience.
- Yapımın seyirciler için görsel bir çekiciliği var.
The production has visual appeal for the audience.
- Yapımın seyirciler için görsel bir çekiciliği var.
I think Tom's homemade cookies are better than the ones Mary makes.
- Sanırım Tom'un ev yapımı kurabiyeleri Mary'nin yaptıklarından daha iyi.
Tom is a model maker.
- Tom bir maket yapımcısıdır.
The building is already under construction.
- Bina zaten yapım aşamasında.
The money was appropriated for building the gymnasium.
- Para spor salonunun yapımı için ayrılmıştır.
The actor was accidentally shot dead during the making of the movie.
- Filmin yapımı sırasında aktör yanlışlıkla vurularak öldürüldü.
Movie making is an exciting job.
- Film yapımı heyecan verici bir iştir.
The bridge is under construction.
- Köprü yapım aşamasındadır.
The house is now under construction.
- Ev şimdi yapım aşamasında.