utanmayan

listen to the pronunciation of utanmayan
Turkish - English
unashamed
utan
shame on you
utan
{f} abashed
utan
{f} blush

Stop looking at me like that, you'll make me blush. - Bana öyle bakmayı kes, beni utandıracaksın.

With joy and shame, she blushed to her ears. - Sevinç ve utanç ile o, kulaklarına kadar kızardı.

utan
{f} blushing
utan
{f} ashamed

He is not ashamed of being poor. - O, fakir olmaktan utanmıyor.

I'm ashamed to say that it's true. - Onun gerçek olduğunu söylemeye utandım.

utanmayan
Favorites