ulaşılamaz

listen to the pronunciation of ulaşılamaz
Turkish - English
inaccessible
un get at able
unattainable
inapproachable
unachievable
unapproachable

I don't think I'm unapproachable. - Ulaşılamaz olduğumu sanmıyorum.

Tom has been a little unapproachable lately. - Tom son zamanlarda biraz ulaşılamaz.

untouchable
un come at able
unreachable
ulaş
{f} reach

You can reach the village by bus. - Otobüsle köye ulaşabilirsin.

She's too short to reach the top. - O,tepeye ulaşamayacak kadar çok kısadır

ulaş
got through

What you said really got through to Tom. - Söylediğin gerçekten Tom'a ulaştı.

ulaş
{f} arriving

The storm prevented her from arriving on time. - Fırtına onun zamanında ulaşmasını engelledi.

The storm prevented us from arriving on time. - Fırtına zamanında ulaşmamızı engelledi.

ulaş
attain

Finally, he attained his goal. - Sonunda, hedefine ulaştı.

They attained their goal. - Onlar hedeflerine ulaştılar.

ulaş
arrive in

When did you arrive in Boston? - Boston'a ne zaman ulaştın?

No ship could arrive in Cuba. - Hiçbir gemi Küba'ya ulaşamadı.

ulaş
run into
ulaş
{f} totaled
ulaş
get at

He was too short to get at the grapes. - Üzümlere ulaşamayacak kadar kısaydı.

He wasn't tall enough to get at the ceiling. - O, tavana ulaşmak için yeterince uzun değildi.

ulaş
arrive

We arrived at Viracopos at one o'clock in the morning. - Viracopos'a sabah saat birde ulaştık.

Yesterday I arrived in Tokyo. - Dün Tokyo'ya ulaştım.

ulaş
got at
ulaş
gotten through
ulaş
{f} total

Our team achieved five medals in total. - Ekibimiz toplamda beş madalyaya ulaştı.

The total bill for drinks came up to 7000 dollars. - İçecekler için toplam fatura 7000 dolara ulaştı.

ulaş
{f} reaching

I know what you are planning to do and I'll do everything I can in order to prevent you reaching your goal. - Ne yapmayı planladığını biliyorum ve amacına ulaşmanı engellemek elimden gelen her şeyi yapacağım.

After six hours' climbing, we finally succeeded in reaching the top of the mountain. - Altı saatlik tırmanıştan sonra, nihayet dağın zirvesine ulaşmayı başardık.

ulaş
get through

I tried to reach you on the phone, but I was unable to get through. - Telefonda sana ulaşmaya çalıştım,ancak bu mümkün olmadı.

I tried to reach you on the phone, but I was unable to get through - Ben sana telefonla ulaşmaya çalıştım ama başaramadım.

ulaşılamaz
Favorites