to feel shame, be ashamed

listen to the pronunciation of to feel shame, be ashamed
English - Turkish

Definition of to feel shame, be ashamed in English Turkish dictionary

shame
{f} utandırmak
shame
{i} utanma

Utanmaz bir yalancı gülümseyerek konuşur. - A shameless liar speaks smilingly.

Bazı insanların hiç utanması yok. - Some people have no shame.

shame
utanç

O utançla başını eğdi. - He hung his head in shame.

Alice utanç içinde başını eğdi. - Alice hung her head in shame.

shame
mahcupluk
shame
yüzkarası
shame
mahcubiyet
shame
mahcup etmek
shame
maskaralık
shame
leke
shame
şerefsizlik
shame
yazık

Ne yazık ki beton yanmaz. - It's a shame that concrete doesn't burn.

Beni bir kez kandırırsan, sana yazıklar olsun. Beni iki kez kandırırsan, bana yazıklar olsun. - Fool me once, shame on you. Fool me twice, shame on me.

shame
{f} namusunu kirletmek
shame
{f} rezil etmek

Beni rezil etmek için çok çabaladın, değil mi? - You've tried so hard to put me to shame, haven't you?

shame
{f} tecâvüz etmek
shame
(isim) utanç, utanma, utanılacak şey, ayıp, yüz karası, leke, yazık
shame
{i} utanılacak şey
shame
{f} yazık etmek
shame
münasebetsiz şey
shame
{f} (birini)
shame
Shame on you! Ayıp! Utan Yazıklar olsun! For shame! Ayıp! It is a shame to laugh at On
English - English
shame

Therefore, brothir, I woll that ye wete I shame nat to be with hym nor to do hym all the plesure that I can.

to feel shame, be ashamed
Favorites