Tom ve Mary yaralı adamı yol kenarına taşıdılar.
- Tom and Mary carried the injured man to the side of the road.
Bir karenin dört kenarı vardır.
- A square has four sides.
Onun yan tarafında bir ağrısı var.
- He has a pain in his side.
Yan tarafımda bir ağrı var.
- I've got a pain in my side.
Çıkış seyahat yönünün sağ tarafında.
- The exit is on the right side of the direction of travel.
Tatoeba'nın karanlık yönünü kesinlikle keşfettim.
- I just discovered the dark side of Tatoeba.
O, öğle yemeğinde zamanında olmak için babasına söz verdi.
- She promised her father to be in time for lunch.
Tom'un yerinde olmak istemem.
- I wouldn't like to be in Tom's shoes.
... our alliance with europe remains the strongest the world has ever known ...