to adorn; to decorate; to embellish and dignify

listen to the pronunciation of to adorn; to decorate; to embellish and dignify
English - Turkish

Definition of to adorn; to decorate; to embellish and dignify in English Turkish dictionary

grace
zarafet

Zarafeti olmayan güzellik kokusu olmayan bir gül gibidir. - Beauty without grace is like a rose without a scent.

Partideki herkes onun zarafetiyle büyülendi. - Everybody at the party was charmed by her grace.

grace
lütuf

O yemeden önce lütuf dedi. - He said grace before eating.

grace
{i} zarafet, letafet, incelik
grace
şükran duası
grace
şeref vermek
grace
{f} süsle
grace
{i} zerafet

Onun bile özür dileme zerafeti yok. - He did not even have the grace to apologize.

O, hepimizi şaşırtan bir zerafetle dans etti. - She danced with a grace that surprised us all.

grace
teşrif etmek
grace
süre
grace
güzellik

Zarafeti olmayan güzellik kokusu olmayan bir gül gibidir. - Beauty without grace is like a rose without a scent.

grace
bezemek
grace
Hristiyanlık (yemekten önce veya sonra söylenen) şükran duası
grace
şereflendirmek, onurlandırmak
grace
ertelenme süresi: "İ'll give you a week's grace. - Sana bir haftalık mühlet vereceğim."
grace
{i} (Hristiyanlık) (yemekten önce/sonra söylenen) şükran duası
grace
{i} (Allaha özgü) inayet
grace
{i} ertelenme süresi: I'll
English - English
grace
to adorn; to decorate; to embellish and dignify
Favorites