Su yüzmek için yeterince sıcak.
- Das Wasser ist warm genug zum Schwimmen.
Su yüzmek için yeterince sıcak.
- Das Wasser ist warm genug zum Schwimmen.
Haftada bir kez yüzmeye gidiyorum.
- Ich gehe einmal in der Woche schwimmen.
Okyanusta yüzmek benim en büyük zevkimdir.
- To swim in the ocean is my greatest pleasure.
O, yüzmekten korkuyor.
- He is afraid of swimming.
O, çocukların havuzda yüzüşünü izledi.
- She watched the children swimming in the pool.
Tom ve Mary bankta oturdular, insanların yüzüşünü izlediler.
- Tom and Mary sat on the bench, watching people swim.
Nasıl yüzeceğimi bilmiyorum.
- I don't know how to swim.
Okyanusta yüzmek benim en büyük zevkimdir.
- To swim in the ocean is my greatest pleasure.
The old man attempted to swim five kilometers.
- Der alte Mann versuchte, 5 Kilometer zu schwimmen.
She taught me how to swim.
- Sie hat mir das Schwimmen beigebracht.