Su yüzmek için yeterince sıcak.
- Das Wasser ist warm genug zum Schwimmen.
Yüzmeyi çabucak öğrendim.
- Schwimmen habe ich schnell gelernt.
Haftada bir kez yüzmeye gidiyorum.
- Ich gehe einmal in der Woche schwimmen.
O, yüzmekten korkuyor.
- He is afraid of swimming.
Okyanusta yüzmek benim en büyük zevkimdir.
- To swim in the ocean is my greatest pleasure.
Tom ve Mary bankta oturdular, insanların yüzüşünü izlediler.
- Tom and Mary sat on the bench, watching people swim.
O, onun yüzüşünü izledi.
- She watched him swim.
John yüzme kulübündedir.
- John is in the swimming club.
Nasıl yüzeceğimi bilmiyorum.
- I don't know how to swim.
She taught me how to swim.
- Sie hat mir das Schwimmen beigebracht.
He went to sea to swim.
- Er ist ans Meer gegangen, um zu schwimmen.