savundu

listen to the pronunciation of savundu
Turkish - English
advocated

He advocated abolishing class distinctions. - O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.

He advocated State Capitalism over Market Capitalism. - O, Pazar Kapitalizmine karşı Devlet Kapitalizmini savundu.

defended

They defended their homeland against the invaders. - Anavatanlarını işgalcilere karşı savundular.

They defended their country against the invaders. - Onlar istilacılara karşı ülkelerini savundular.

savun
{f} advocate

He advocated the reduction of taxes. - Vergilerin azaltılmasını savundu.

She advocated equal rights for women. - Kadınlar için eşit hakları savundu.

savun
{f} defending

No one is defending my country. - Kimse ülkemi savunmuyor.

Tom was defending himself. - Tom kendini savunuyordu.

savun
defend

It is more difficult to defend oneself than to defend someone else. Those who doubt it may look at lawyers. - Kendini savunmak başka birini savunmaktan daha zordur. Şüphe edenler avukatlarına bakabilirler.

Paris did her best to defend her liberties. - Paris, özgürlüklerini savunmak için elinden geleni yaptı.

savun
argue for
savun
stick up for

I will never forgive you because you did not stick up for me at the meeting. - Beni toplantıda savunmadığın için seni asla affetmeyeceğim.

Finnish - Turkish

Definition of savundu in Finnish Turkish dictionary

savun
duman çıkarmak
savun
hiddetlenmek
savun
keskin kokulu gaz