rahat

listen to the pronunciation of rahat
Turkish - English

Definition of rahat in Turkish English dictionary

<span class="word-self">rahatspan>
easy

Two women are taking it easy on a bench in the park. - İki kadın parktaki bir bankta rahat ediyorlar.

Knowing how much school for my kids is costing, it's impossible to relax with a beer and take it easy. - Çocuklarımın okul maliyetini bildiğim için, bir bira ile rahatlamak ya da boş vermek imkansız.

<span class="word-self">rahatspan>
{s} comfortable

I feel more comfortable behind the wheel. - Direksiyonun arkasında daha rahat hissediyorum.

Are people comfortable? No. - İnsanlar rahat mı? Hayır.

<span class="word-self">rahatspan>
ease

She had an unassuming air that put everyone at ease. - Onun herkesi rahatlatan alçakgönüllü bir havası vardı.

I never felt at ease in my father's company. - Babamın şirketinde asla rahat hissetmedim.

<span class="word-self">rahatspan>
{s} comfy
<span class="word-self">rahatspan>
comfort

Everybody feels comfortable with him. - Herkes onunla birlikte rahat hisseder.

Tom found the chair quite comfortable. - Tom sandalyeyi gayet rahat buldu.

<span class="word-self">rahatspan>
complacent
<span class="word-self">rahatspan>
relaxed, easygoing; (someone) who has an easy manner
<span class="word-self">rahatspan>
peace, calm; comfort, ease; comfortable, comfy; peaceful; relieved; free and easy; (iş) cushy, easy; easily; at ease!
<span class="word-self">rahatspan>
cosy
<span class="word-self">rahatspan>
cozy

The father is together with his son, how cozy it is! - Baba oğlu ile birlikte, ne kadar rahat!

He lives in a cozy little house. - O, rahat küçük bir evde yaşar.

<span class="word-self">rahatspan>
cushy
<span class="word-self">rahatspan>
complacency

If indifference is the kiss of death for a relationship, then complacency is the kiss of death for a business. - İlgisizlik bir ilişki için ölüm öpücüğü ise öyleyse rahatlık bir iş için ölüm öpücüğüdür.

<span class="word-self">rahatspan>
fluent
<span class="word-self">rahatspan>
relieved

John's parents seemed relieved to hear that his plane was on time. - John'un ebeveynleri uçağın zamanında geldiğini duydukları için rahatlamış gibi görünüyorlardı.

I felt very relieved when I heard the news. - Haberi duyduğumda çok rahatladım.

<span class="word-self">rahatspan>
easygo
<span class="word-self">rahatspan>
cosey
<span class="word-self">rahatspan>
easy going
<span class="word-self">rahatspan>
easily

I can easily wait till tomorrow. - Yarına kadar rahatça bekleyebilirim.

Tom won the race easily. - Tom yarışı rahat kazandı.

<span class="word-self">rahatspan>
easeful
<span class="word-self">rahatspan>
content
<span class="word-self">rahatspan>
calm

She's always very calm and relaxed. - O her zaman çok sakin ve rahat.

Fadil took a shower to calm his nerves down. - Fadıl sinirlerini rahatlatmak için duş aldı.

<span class="word-self">rahatspan>
convenience

Luxury and convenience do not equate to happiness. - Lüks ve rahatlık mutluluğa eşit değildir.

<span class="word-self">rahatspan>
welfare
<span class="word-self">rahatspan>
equable
<span class="word-self">rahatspan>
canny
<span class="word-self">rahatspan>
fine

Relax, you're doing fine. - Rahatla, iyi gidiyorsun.

<span class="word-self">rahatspan>
unmoved
<span class="word-self">rahatspan>
free and easy
<span class="word-self">rahatspan>
unhurried
<span class="word-self">rahatspan>
unembarassed
<span class="word-self">rahatspan>
(Konuşma Dili) all right

Just relax. Everything's going to be all right. - Sadece rahatla her şey yoluna girecek.

It must bother you to have taken a bad master. I'm stupid too. So, it's all right. - Kötü bir öğretmene sahip olmak sizi rahatsız ediyor olmalı. Ben de aptalım. Öyleyse, tamam.

<span class="word-self">rahatspan>
affable
<span class="word-self">rahatspan>
homely
<span class="word-self">rahatspan>
contented
<span class="word-self">rahatspan>
homelike
<span class="word-self">rahatspan>
in comfort

Everybody wants to live in comfort. - Herkes rahat bir şekilde yaşamak istiyor.

The property left him by his father enables him to live in comfort. - Babası tarafından ona bırakılan servet onun rahat bir şekilde yaşamasını sağlar.

<span class="word-self">rahatspan>
at ease

I'm beginning to feel at ease when I speak in Chinese. - Çince konuştuğumda içim rahat hissetmeye başlıyorum.

She had an unassuming air that put everyone at ease. - Onun herkesi rahatlatan alçakgönüllü bir havası vardı.

<span class="word-self">rahatspan>
peace

The dead are gone and they cannot defend themselves. The best thing to do is to leave them in peace! - Ölüler gitti, onlar kendilerini savunamazlar. Yapılacak en iyi şey onları rahat bırakmaktır!

<span class="word-self">rahatspan>
homey
<span class="word-self">rahatspan>
repose
<span class="word-self">rahatspan>
peaceful
<span class="word-self">rahatspan>
at peace
<span class="word-self">rahatspan>
rakish
<span class="word-self">rahatspan>
rest

I felt out of place in the expensive restaurant. - Pahalı bir restoranda rahatsız hissettim.

I won't rest until I find out the truth. - Gerçeği öğrenene kadar bana rahat yok.

<span class="word-self">rahatspan>
commodious
<span class="word-self">rahatspan>
above water
<span class="word-self">rahatspan>
easygoing
<span class="word-self">Rahatspan>
loosey-goosey

The actor displayed a loosey–goosey attitude.

<span class="word-self">rahatspan>
be comfortable
<span class="word-self">rahatspan>
gemütlich
<span class="word-self">rahatspan>
snugger
<span class="word-self">rahatspan>
restful
<span class="word-self">rahatspan>
unconstrained
<span class="word-self">rahatspan>
sweet
<span class="word-self">rahatspan>
At Ease!

His smile put her at ease. - Onun tebessümü onu rahatlattı.

I'm beginning to feel at ease when I speak in Chinese. - Çince konuştuğumda içim rahat hissetmeye başlıyorum.

<span class="word-self">rahatspan>
snug
<span class="word-self">rahatspan>
composure
<span class="word-self">rahatspan>
luxurious
<span class="word-self">rahatspan>
unembarrassed
<span class="word-self">rahatspan>
cushioned
<span class="word-self">rahatspan>
at ease, easy, untroubled
<span class="word-self">rahatspan>
cavalier
<span class="word-self">rahatspan>
unconventional
<span class="word-self">rahatspan>
untroubled
<span class="word-self">rahatspan>
serene
<span class="word-self">rahatspan>
undisturbed

Where we can talk undisturbed? - Nerede rahat konuşabiliriz?

Very few places on our earth remain undisturbed by civilization. - Dünyamız üzerinde çok az yer uygarlık tarafından rahatsız edilmeden kalmıştır.

<span class="word-self">rahatspan>
facile
<span class="word-self">rahatspan>
peace and quiet, peace
<span class="word-self">rahatspan>
comfort, ease
<span class="word-self">rahatspan>
leisure

During the bubble, people dreamt of a life of leisure. - Hayal sırasında, insanlar rahat bir hayatı hayal ettiler.

<span class="word-self">rahatspan>
(Hukuk) smooth
<span class="word-self">rahatspan>
at rest
<span class="word-self">rahatspan>
comfortable (place, thing)
<span class="word-self">rahatspan>
snuggery
<span class="word-self">rahatspan>
unlabored
<span class="word-self">rahatspan>
free

Sami could move freely around the prison. - Sami cezaevinde rahatça dolaşabilirdi.

May I use the phone? Please feel free. - Telefonu kullanabilir miyim? Lütfen rahat olun.

<span class="word-self">rahatspan>
{s} quiet

Work quietly lest you disturb others. - Başkalarını rahatsız etmemek için sessizce çalışın.

Turkish - Turkish

Definition of rahat in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">RAHATspan>
(Osmanlı Dönemi) El ayası
<span class="word-self">RAHATspan>
(Osmanlı Dönemi) Dinlenmek
<span class="word-self">RAHATspan>
(Osmanlı Dönemi) Üzüntüsüz, tasasız, kedersiz bir halde olmak. İstediği her şeyi bulup telâşsız olmak. Müsterih
<span class="word-self">Rahatspan>
(Osmanlı Dönemi) MUTÎ'
<span class="word-self">Rahatspan>
(Osmanlı Dönemi) FEVAK
<span class="word-self">Rahatspan>
(Osmanlı Dönemi) DIA
<span class="word-self">Rahatspan>
rahatça
<span class="word-self">rahatspan>
Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen
<span class="word-self">rahatspan>
İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur
<span class="word-self">rahatspan>
Kolay bir biçimde, kolaylıkla: "İstersen beraber gidelim
<span class="word-self">rahatspan>
Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan
<span class="word-self">rahatspan>
Haydi al torbanı
<span class="word-self">rahatspan>
Kolay bir biçimde, kolaylıkla
<span class="word-self">rahatspan>
üzüntüsü, sıkıntısı olmama durumu
<span class="word-self">rahatspan>
Aldırmaz, gamsız
<span class="word-self">rahatspan>
Bir saatte rahat varırız."- M. Ş. Esendal. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut
<span class="word-self">rahatspan>
"Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut
<span class="word-self">rahatspan>
İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur: "Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi."- M. Ş. Esendal. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan: "Ben o kadar rahatım, öyle okşayıcı, huzur ve mutluluk verici tatlı rüzgâr karşısındayım ki..."- R. H. Karay
<span class="word-self">rahatspan>
Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen: "Ben sana güzel ve rahat bir oda hazırlattım."- P. Safa