Eğer her kullanıcı Tatoeba'ya günde yirmi ilave yaparsa, Noel'e kadar bir milyon cümleye ulaşmak mümkün olabilir.
- If every user added twenty a day to Tatoeba, it might be possible to reach one million sentences by Christmas.
Yarın ara sıra sağanaklar olabilir.
- Occasional showers are possible tomorrow.
Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.
- All of us want to live as long as possible.
Bir gece daha kalmak istiyorum. Mümkün mü?
- I'd like to stay one more night. Is that possible?
Herkesi memnun etmek olanaklı değildir.
- It's not possible to please everyone.
Bilimsel çalışmalar yoluyla bu kayaların yaşını belirlemek olanaklıdır.
- It is possible to determine the age of these rocks through scientific studies.
Bugün Tom'un, toplantıya katılmayacağı muhtemeldir.
- It's possible Tom won't attend the meeting today.
Jack'ın dışında muhtemelen hepimiz kötü yüzücüyüz.
- We are all poor swimmers with the possible exception of Jack.
Tom ve Mary kendi sorunlarına olası bir çözüm ile geldiler.
- Tom and Mary came up with a possible solution to their problem.
Bir kaza geçirmiş olması olasıdır.
- It is possible that he has had an accident.
Bunun tek bir makul açıklaması var.
- There's only one possible explanation.
Diğer makul açıklamanın olmadığını anlıyorum.
- I see no other possible explanation.
Bu mümkün ama son derece düşük ihtimal.
- That's possible but highly unlikely.
O imkansız. Seninle aynı fikirde olmamalıyım. Bu çok mümkün.
- That's impossible. I must disagree with you. It's very much possible.
Çocuğun nehri yüzerek geçmesi imkansızdı.
- It wasn't possible for the boy to swim across the river.
Adamın öldürüldüğüne dair bir olasılık var.
- There's a possibility that the man was murdered.
Tom'un tutuklanacağına dair küçük bir olasılık var.
- There's a small possibility that Tom will be arrested.
Tom birinin evini ateşte yakmış olması ihtimalini kabul edemedi.
- Tom couldn't rule out the possibility that someone had lit his house on fire.
Tom hatalı olduğu ihtimalini düşünmeye bile isteksiz görünüyor.
- Tom seems to be unwilling to even consider the possibility that he is wrong.
Tom, şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapse mahkum edildi.
- Tom has been sentenced to life in prison without the possibility of parole.
Muhtemelen cevabı biliyor olabilir.
- She might possibly know the answer.
Söylediği muhtemelen doğru olabilirdi.
- What he said could possibly be true.
Mümkünse, salı günü gel.
- Come on Tuesday, if possible.
Mümkünse, Pazartesi öğleden sonra gel.
- Come on Monday afternoon, if possible.
Eğer mümkünse, bu hafta sonu.
- If possible, this weekend.
Eğer mümkünse seni görmek istiyorum.
- I'd like to see you if possible.
Belki bana yardımcı olabilirsiniz?
- Can you possibly help me?
Belki öğle yemeği yapamam.
- I can't possibly make lunch.
Bir an önce Tom'a söylemelisin.
- You should tell Tom as soon as possible.
Jones and Smith are both possible for the opening in sales.
It's not just possible, it's probable.
Jones is a possible for the new opening in sales.
I couldn't possibly cheat on my wife.
This rare and possibly unique specimen must be conserved.
That story can't possibly be true.
- That story cannot possibly be true.
No decent human being could possibly believe this.
- No decent human being could possibly think this.
... problems. It’s possible that population growth would ...
... So step one is believe that it's possible that you could ...