paylaştırmak

listen to the pronunciation of paylaştırmak
Turkish - English
allot
allocate
distribute
split up
sever
apportion
portion out
split
mete out
(Hukuk) to distribute
serve out
to divide and distribute (something) in shares among (two or more people); to see that (something) is divided and distributed in shares among (two or more people)
to portion sth out, to carve sth up, to deal sth out, to share, to divide, to apportion
share out
deal
deal something out
divide
portion
portion something out
share
carve up
carve
paylaştırma
{i} allocation
paylaştırma
{i} partitioning
paylaştırma
(Bilgisayar) partition
paylaş
{f} share

Eleanor though the daughter of a king and brought up in the greatest luxury determined to share misfortune with her husband. - Bir kralın kızı olarak düşünülen ve büyük lüks içinde yetiştirilen Eleanor kocasıyla bu tersliği paylaşmaya karar verdi.

Dorenda really is a nice girl. She shares her cookies with me. - Dorenda gerçekten iyi bir kızdır, o kurabiyelerini benimle paylaşıyor.

paylaş
{f} sharing

Nakido is a file sharing platform. - Nakido bir dosya paylaşım platformudur.

Two male school pupils sharing an umbrella? That's quite a queer situation. - Bir şemsiyeyi paylaşan iki erkek okul öğrencisi? Bu oldukça nonoş bir durum.

paylaş
divvy up
paylaş
{f} shared

I shared my room with sysko. - Ben odamı sysko ile paylaştım.

Tom, Mary and John shared the cost of the party. - Tom, Mary ve John Partinin maliyetini paylaştılar.

paylaştırma
division
üleştirmek, paylaştırmak
to distributive share, to
kura ile paylaştırmak
lot
paylaştırma
sharing out
paylaştırma
{i} allotment
paylaştırma
apportionment
paylaştırma
apportion
paylaştırma
split up
paylaştırma
(Hukuk) disbursement
Turkish - Turkish
Herkese kendi payına düşeni aldırmak veya vermek
parselletmek
paylaştırma
Paylaştırmak işi
paylaştırmak
Favorites