Berbat bir çığlık sesi onu ürpertti.
- The sound of an awful scream made him shudder.
Natto berbat kokuyor, ama lezzetli.
- Natto smells awful, but tastes delicious.
Söylediğim şey hakkında çok çok kötü hissediyorum.
- I feel awful about what I said.
Ben çok kötü üşüttüm.
- I caught an awful cold.
Bugün hava korkunç sıcak.
- It's awfully hot today.
Niçin o kadar korkunçsun?
- Why are you so awful?
Tom çok yorgun görünüyordu.
- Tom seemed awfully tired.
Bu, iki kişi için oldukça çok şey gibi görünüyor.
- That looks like an awful lot for two people.
Onun konuşması müthiş sıkıcıydı.
- His speech got awfully boring.
Ne müthiş bir dünyada yaşıyoruz!
- What an awful world we live in!