ocaklık

listen to the pronunciation of ocaklık
Turkish - English
fireplace; hearthstone; chimney
chimney
fireplace
ocak
{i} January

Republic Day is celebrated on the twenty-sixth of January. - Cumhuriyet Bayramı yirmi altı Ocakta kutlanır.

I've got to take my library books back before January 25th. - 25 Ocaktan önce kütüphane kitaplarımı geri götürmek zorundayım.

ocak
oven
ocak
cooker

I bought a slow cooker. - Yavaş pişiren bir ocak aldım.

Induction cookers use magnets to directly heat pots and pans. - Indüksiyon ocakları doğrudan tencere ve tavalar ısıtmak için mıknatıslar kullanır.

ocak
furnace
ocaklık demir
sheet anchor
ocaklık demiri
storm anchor
ocak
stove

Tom is making soup on the stove. - Tom ocakta çorba yapıyor.

Please remove the ashes from the stove. - Lütfen ocaktan külleri temizle.

ocak
range
ocak
quarry
ocak
jan

Republic Day is celebrated on the twenty-sixth of January. - Cumhuriyet Bayramı yirmi altı Ocakta kutlanır.

I was with him in January. - Ocak ayında onunla birlikteydim.

ocak
(Gıda) cookstove
ocak
home
ocak
heater
ocak
centre
ocak
flower bed
ocak
firebox
ocak
source
ocak
(Gıda) burner
ocak
kiln
ocak
family
ocak
fireplace
ocak
fender
ocak
grate
ocak
hearth
ocak
fire
ocak
seedbed
ocak
(ülkü vb.) seedbed
ocak
hearthstone
ocak
servery
ocak
seed plot
Turkish - Turkish
Baca
Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste, temel direği
Bir yapının temelini veya çatısını meydana getiren büyük kereste, temel direği
Mutfak
Bir aileye, babadan oğula geçmesi için verilen (mülk)
Ateş yakılan yer, ocak
OCAK
(Hukuk) Belli bir amaçla toplanılan yer; klüp, özel bir şekilde örgütlendirilmiş olan ve bir aile gibi sayılan kuruluş
Ocak
kanunusani
Ocak
şömine
Ocak
saur
Ocak
çork
ocak
Bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak parçası: "Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu."- S. F. Abasıyanık
ocak
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma gibi amaçlarla kullanılan yer: "Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar."- Halikarnas Balıkçısı
ocak
Ev
ocak
Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer
ocak
Taş ya da maden çıkarılan yer
ocak
Odalarda, genellikle duvar kenarlarında tuğla veya taştan yapılmış, bacası olan yer, şömine
ocak
Odalarda, genellikle duvar kenarlarında tuğla veya taştan yapılmış, bacası olan yer, şömine: "Ocağın önünde oturup acaip bir dikkatle odunların yanışına bakar."- Y. K. Karaosmanoğlu
ocak
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma gibi amaçlarla kullanılan yer
ocak
Ev, aile, soy
ocak
Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet: "Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak."- H. Taner
ocak
Yılın 31 gün süren, birinci ayı, kânunusani: "Ocak ayını sevmem, oldum olası."- B. Felek
ocak
Bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak parçası
ocak
Yılın 31 gün süren, birinci ayı, kânunusani
ocak
Ev, aile, soy: "Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı."- A. Gündüz
ocak
Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer
ocak
Bazı hastalıkları iyi ettiğine inanılan aile
ocak
Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
ocak
Tunus'ta süvari mangasına verilen ad
ocak
Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
ocak
Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer: "Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür."- S. Birsel
ocak
Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer: "Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi."- F. R. Atay
ocaklık
Favorites