Artık ona hiç kimse güvenmiyor.
- Niemand vertraut ihm mehr.
Boston'da hiç kimseyi tanımıyorum.
- Ich kenne niemanden in Boston.
O, kimseyi sevmez, kimse de onu sevmez.
- Sie liebt niemanden und niemand liebt sie.
Kimse benimle konuşmadı.
- Niemand sprach mit mir.
Hiç kimse iki yüz yaşına kadar yaşayamaz.
- No man can live to be two hundred years old.
Hiç kimse adaylığı kazanmak için yeterli oy almadı.
- No man received enough votes to win the nomination.
Hiç kimse boş mideyle vatansever olamaz.
- No man can be a patriot on an empty stomach.
Çünkü hiç kimse benim dilimi konuşamaz.
- Because no man can speak my language.
No man escapes death.
- Niemand entrinnt dem Tod.
No man can serve two masters.
- Niemand kann zwei Herren dienen.
With the exception of him, nobody else came to the party.
- Außer ihm kam sonst niemand zur Party.