merhum

listen to the pronunciation of merhum
Turkish - English
deceased

He wants to be a husband at every wedding, and the deceased at every funeral. - O her düğünde bir koca ve her cenazede merhum olmak istiyor.

I knew the deceased for a long time. - Merhumu uzun süredir tanırdım.

decedent
the late
(used only of Muslims)
the deceased, the dead man
the deceased; deceased, departed
the late, the departed, the deceased (person): Ali Bey merhum the late Ali Bey
sainted
merhum olmak
pass away
merhum olmak
to pass away, die
Turkish - Turkish
(Osmanlı Dönemi) Rahmete kavuşmuş. Dünyanın sıkıcı ahvâlinden kurtulup rahmet-i İlâhiyeye kavuşmuş olan. Dünya imtihanından kurtulup, vazifesini bitirmiş, paydosa kavuşmuş olan. Vefat etmiş müslüman hakkında söylenir
(Osmanlı Dönemi) (Rahm. den) Kendine rahmet edilmiş
Ölmüş bir Müslümandan söz edilirken "Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş" anlamında kullanılır
(Osmanlı Dönemi) ölmüş, rahmete kavuşmuş
Ölmüş Müslüman erkek
merhum olmak
Ölmek
merhum
Favorites