Mary thinks that looks are more important than personality.
- Mary görünüşlerin kişilikten daha önemli olduğunu düşünüyor.
Personality is important, but looks are important as well.
- Kişilik önemli ama görünüş de önemlidir.
He's a man of very good character.
- O çok iyi kişilikli bir adamdır.
She has a character defect.
- Onda kişilik sorunu var.
The reason I prefer to go to Japan is that the people in Japan are hardworking and have honest personalities.
- Japonya'ya gitmek istemeyi tercih etmemin sebebi onların çalışkan ve dürüst kişilikleridir.
I don't like women without personalities.
- Kişiliksiz kadınlardan hoşlanmıyorum.