Weight increase is the easiest method for personal development.
- Kilo almak, kişisel gelişimin en kolay metodudur.
I bought a new personal computer yesterday.
- Dün yeni bir kişisel bilgisayar satın aldım.
Personal computers are very useful.
- Kişisel bilgisayarlar çok kullanışlıdır.
I bought a new personal computer yesterday.
- Dün yeni bir kişisel bilgisayar satın aldım.
Tom isn't the kind of person who hides things from his parents.
- Tom ebeveynlerinden bir şeyler saklayan kişi türü değildir.
I was the one who did the wrong thing, not you.
- Yanlış şey yapan kişi bendim, sen değil.
A strange figure suddenly came through the door.
- Garip bir kişi aniden kapıdan girdi.
How did you figure out Tom was the one who did it?
- Onu yapan kişinin Tom olduğunu nasıl öğrendin?
Would you like to add me to your contact list?
- Kişi listene beni eklemek ister misin?
People with autism often don't make eye contact when talking to someone.
- Otizmli kişiler, birisiyle konuşurken çoğu zaman göz teması kurmazlar.
He's a very selfish person.
- O, çok bencil bir kişidir.
Many people suffer from low self-esteem.
- Birçok kişi kendine saygı azlığından muzdarip.
You're a brave soul if you want to climb the Urals.
- Urallara tırmanmak istiyorsan sen cesur bir kişisin.
Tom is a very brave soul.
- Tom çok cesur bir kişidir.
Changes in society come from individuals.
- Toplumdaki değişiklikler kişilerden gelir.
We are currently looking for individuals who have experience in customer service.
- Bugünlerde, müşteri hizmetlerinde deneyimi olan kişiler arıyoruz.
There were two people in it, one of her girl students and a young man.
- Onun içinde iki kişi vardı, onun kız öğrencilerinden birisi ve genç bir adam.
There were too many people at the concert.
- Konserde çok fazla kişi vardı.
One's lifestyle is largely determined by money.
- Kişinin yaşam tarzı, büyük ölçüde para ile belirlenir.
The life of a person is a transient thing.
- Bir kişinin hayatı geçici bir şeydir.
Fine feathers make fine birds.
- Güzel giysiler kişiyi güzel gösterir.
There were too many people at the concert.
- Konserde çok fazla kişi vardı.
One hundred and fifty people entered the marathon race.
- Yüz elli kişi maraton yarışına girdi.
Every person in this community is like a cell in the immune system of a healthy human body.
- Bu toplumda her kişi sağlıklı bir insan vücudunun bağışıklık sisteminde bir hücre gibidir.
The police drew up a list of persons of interest after the discovery of Mary's body.
- Polis Mary'nin vücudunun keşfinden sonra ilgi kişilerin bir listesini hazırladı.
José showed himself to be a person of bad character.
- Jose kendini kötü karakterli bir kişi olarak gösterdi.
He's a man of very good character.
- O çok iyi kişilikli bir adamdır.
Alofi is the capital of Niue, and its population is about 580 people.
- Alofi, Niue'nin başkentidir ve nüfusu yaklaşık 580 kişidir.
The per capita consumption of rice of Japanese people is about half of what it was fifty years ago.
- Japon halkının kişi başına düşen pirinç tüketimi yaklaşık elli yıl önce olanın yarısı.
One hundred and fifty people entered the marathon race.
- Yüz elli kişi maraton yarışına girdi.
My little sister and I used to play tag a lot. We would chase each other, and the one chasing would try to tag the one being chased and yell: You're it!
- Küçük kız kardeşim ve ben çok fazla kovalamaca oynardık. Birbirimizi kovalardık ve kovalayan kişi kovalanana dokunmaya çalışır ve ona Sen ebesin! diye seslenirdi.
More than 50 people died from the recent eruption. Volcanic rocks struck some victims in the head.
- Son püskürmede 50'den fazla kişi öldü. Volkanik kayalar bazı kurbanların başına çarptı.
If you want to have an attractive personality, you need to have a good head on your shoulders.
- Eğer çekici bir kişiliğe sahip olmak istiyorsanız, omuzlarınızda iyi bir kafaya sahip olmalısınız.