What you have done is absolutely inexcusable.
- Yaptığın şey kesinlikle affedilmez.
Stop acting like this Tom! I'm tired of this nonsense! Just have done with it already!
- Böyle davranmayı kes Tom! Bıktım bu saçmalıktan! Bırak bu işleri artık!
Please give me something to kill the pain.
- Lütfen bana ağrı kesecek bir şey ver.
I thought for sure we'd be killed.
- Kesinlikle öldürüleceğimizi düşündüm.
Are you going to cut down all the trees here?
- Buradaki tüm ağaçları kesecek misin?
I saw him cut down a tree.
- Onun bir ağacı kestiğini gördüm.
Please don't cut in while I'm talking with him.
- Onunla konuşurken lütfen sözümü kesmeyin.
While I was talking on the telephone with John, the operator cut in.
- Ben John ile telefonda konuşurken, operatör kesti.
Tom hacked Mary's leg off with a rusty machete.
- Tom paslı bir pala ile Mary'nin bacağını kesti.
Tom hacked Mary's arm off with a sword.
- Tom Mary'nin kolunu bir kılıçla kesti.
If you cut the tail off of a lizard, it will grow back.
- Bir kertenkelenin kuyruğunu kesersen, o tekrar uzar.
Are you going to cut down all the trees here?
- Buradaki tüm ağaçları kesecek misin?
Banks are cutting lending to industrial borrowers.
- Bankalar endüstriyel boçlulara kredi vermeyi kesiyor.
Why did you tear the cloth instead of cutting it with scissors?
- Makasla kesmek yerine kumaşı niçin yırtıyorsun?
We were cut off while talking on the telephone.
- Biz telefonda konuşurken bağlantı kesildi.
A doctor quickly cut off his left arm and stopped the heavy bleeding.
- Bir doktor derhal onun sol kolunu kesip çıkardı ve ağır kanamayı durdurdu.
It's easy to cut cheese with a knife.
- Peyniri bıçakla kesmek kolaydır.
The tip of the knife is sharp.
- Bıçağın ucu keskindir.
He's always breaking into our conversation.
- Her zaman konuşmamızı kesiyor.
Stop, you're breaking my heart.
- Kes, kalbimi kırıyorsun.
People with amputated limbs continue to feel them as if they were still there.
- Kesilmiş uzuvları olan insanlar onları hâlâ orada gibi hissetmeye devam ediyor.
I had to amputate Tom's leg.
- Tom'un bacağını kesmek zorunda kaldım.
Tom and his buddies slit the throats of eleven men and women.
- Tom ve onun arkadaşları on bir erkek ve kadının boğazlarını kesti.
Tom slit his own throat.
- Tom kendi boğazını kesti.
You're not a child anymore so cut it out!
- Artık bir çocuk değilsin bu yüzden kes artık.
Shut up! This only has to do with the two of us.
- Kes sesini! Bunun sadece ikimizle ilgisi var.
Stop it. You're embarrassing me.
- Kes şunu. Beni utandırıyorsun.
Stop it! You're making her feel uncomfortable!
- Kes şunu! Onu rahatsız ediyorsun.