istikrarsız

listen to the pronunciation of istikrarsız
Turkish - English
{s} precarious

Their situation is precarious. - Durumları istikrarsızdır.

{s} unsteady
{s} unstable

People's emotional lives are becoming more and more unstable. - İnsanların duygusal yaşamları gittikçe daha istikrarsız hale geliyor.

Tom is extremely unstable. - Tom son derece istikrarsız.

undecided
changeable
choppy
unstable; unsteady; unsettled; inconsistent
changeful
unequal
desultory
fluid
unstable, unsteady, inconsistent
erratic
uneven
wobbly
uneven ground
volatile

The market is very volatile. - Pazar çok istikrarsız.

instable
{s} spasmodic
istikrar
stability

Tom gave Mary the stability that she had never had. - Tom, Mary'ye şimdiye kadar sahip olmadığı istikrarı verdi.

Sami was looking for some stability. - Sami biraz istikrar arıyordu.

istikrarsız blok sistemi
(Hukuk) unstable bloc system
istikrarsız olarak
uncertainly
istikrar
{i} steady

Jack and Betty have been going steady for a month. - Jack ve Betty bir aydır istikrarlı olarak gitmektedirler.

The nation's trade balance improved last year as exports were strong, while imports remained steady. - İhracaatlar güçlüyken, ithalatlar istikrarlı kalırken ülkenin ticaret dengesi geçen yıl gelişti.

istikrar
uniformity
istikrar
stabilisation
istikrar
lasting
istikrar
{i} easiness
istikrar
{i} steadiness
istikrar
permanent
istikrar
{i} permanence
istikrar
{i} constancy
istikrar
poise
istikrar
(Hukuk) stability, consistency
istikrar
becoming established in
istikrar
permanency
istikrar
ballast
istikrar
stableness
istikrar
stability, stabilization, steadiness
istikrar
becoming stabilized, stability; stabilization
istikrar
stabilization
Turkish - Turkish
İstikrarı olmayan, dengesiz, kararsız
İSTİKRAR
(Hukuk) Kararlılık

Kararlılık, bildiğiniz gibi, başarının anahtarıdır. - İstikrar, malumunuz üzere, muvaffakiyetin anahtarıdır.

Kararlılık başarının anahtarıdır. - İstikrar başarının anahtarıdır.

istikrar
(Osmanlı Dönemi) karar ve sebat üzere olmak, karar kılmak, sâkin olmak, yerleşmek
istikrar
Denge. Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen
istikrar
Denge
istikrar
Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık
istikrar
Yerleşme, oturma
istikrar
Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen
istikrar
Aynı kararda, biçimde sürme, kararlılık: "Devletini, sağlam bir iman ve istikrar müessesesi olarak teşkilatlandırmıştır."- S. Ayverdi
İSTİKRAR
(Osmanlı Dönemi) Karar ve sebat üzere olmak. Karar kılma. Sâkin olmak. Yerleşmek
İstikrar
stabilizasyon
istikrarsız
Favorites