in the habit of

listen to the pronunciation of in the habit of
English - Turkish
alışkanlık olarak
used to
alışkın olmak
used to
öğür
used to
-ardı
used to
alışık olmak
be in the habit of
alışkanlığında olmak
used to
yapardı

O nehir boyunca sık sık yürüyüş yapardım. - I used to often take walks along that river.

O, arkadaşlarına karşı zorbalık yapardı. - He used to bully his friends.

used to
kullan

O araba satıcısı bu kullanılmış Toyota'nın iyi durumda olduğunu söylediğinde bana yanlış bilgi vermiş. - That car dealer gave me a bum steer when he told me this used Toyota was in good condition.

Twitter'ı kullanırdım, fakat sonra onu sıkıcı biraz buldum, bu yüzden onu kullanmayı durdurdum. - I used to use Twitter, but then found it a bit boring, so I stopped using it.

used to
ederdi

Robert hafta sonlarında dükkânda babasına yardım ederdi. - Robert used to help his father in the store on weekends.

O, ondan nefret ederdi. - She used to hate him.

used to
geçmiş zamanda yapılan
used to
alışık

Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır. - Mr Kaifu is used to making speeches in public.

Askerler tehlikeye alışıktırlar. - Soldiers are used to danger.

used to
alışkın

Ne zaman yatmaya alışkınsın? - What time are you used to going to bed?

Erken kalkmaya alışkınım. - I'm used to keeping early hours.

English - English
used to
in the habit of

    Hyphenation

    in the hab·it of

    Turkish pronunciation

    în dhi häbıt ıv

    Pronunciation

    /ən ᴛʜē ˈhabət əv/ /ɪn ðiː ˈhæbət əv/
Favorites