O nehir boyunca sık sık yürüyüş yapardım.
- I used to often take walks along that river.
Bir üniversite öğrencisi iken öyle yapardın.
- You used to do so when you were a university student.
O araba satıcısı bu kullanılmış Toyota'nın iyi durumda olduğunu söylediğinde bana yanlış bilgi vermiş.
- That car dealer gave me a bum steer when he told me this used Toyota was in good condition.
Benim Japon öğretmenim fiil çekimlerini hatırlamamıza yardımcı olan bir şarkı kullanırdı. Hiç kimse gerçekten birlikte söylemezdi.
- My Japanese teacher used to use a song to help us remember verb conjugations. No one really sang along.
Mary, Tom'la evlenmeyi hayal ederdi.
- Mary used to dream about marrying Tom.
O, ondan nefret ederdi.
- She used to hate him.
Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır.
- Mr Kaifu is used to making speeches in public.
Askerler tehlikeye alışıktırlar.
- Soldiers are used to danger.
Ne zaman yatmaya alışkınsın?
- What time are you used to going to bed?
Yalnız yaşamaya alışkın.
- She is used to living alone.