Two of my books have been taken.
- Kitaplarımın ikisi alındı.
Either of the two must go.
- İkisinden biri gitmeli.
He is the more diligent of the two.
- O ikisinden daha çalışkan olanıdır.
John is the taller of the two.
- John ikisinin daha uzun olanıdır.
Sam is two years younger than Tom.
- Sam Tom'dan iki yaş küçük.
I am married and have two children.
- Evliyim ve iki çocuğum var.
Both the brothers were out.
- Kardeşlerin her ikisi de dışarıdalardı.
Both of the brothers are dead.
- Kardeşlerin ikisi de öldü.
Either skillful or lazy. But not both.
- Ya becerikli ya da tembel ama her ikisi değil.
Both of Tom's parents died when he was just a baby, so he doesn't remember either one of them.
- Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de o sadece bir bebekken öldüler bu yüzden onlardan herhangi birini hatırlamıyor.
Tom and his wife both have to work to make ends meet.
- Tom ve karısı kıt kanaat geçinmek için her ikisi çalışmak zorunda.
Tom and his sister are both students at this university.
- Tom ve kız kardeşi her ikisi de bu üniversitede öğrenciler.
The orthodontist told him he'd need braces for at least two years.
- Ortodontist ona en az iki yıl süreyle pantolon askısına ihtiyacı olacağını söyledi.
Your words split my heart in twain.
- Sözleriniz kalbimi ikiye böldü.
The number 2015 is represented as 11111011111 in binary.
- 2015 numarası ikili olarak 11111011111 olarak gösterilir.
I left him a couple messages.
- Ona iki mesaj bıraktım.
We had a couple glasses of wine.
- İki bardak şarabımız vardı.
Only in love are unity and duality not in conflict.
- Birlik ve ikilik yalnızca aşkta çatışma içinde değildir.
He wants to eat both of them.
- O, onların her ikisini de yemek istiyor.
I like both of them very much.
- Onların her ikisini de çok seviyorum.
I don't know either girl.
- Kızların her ikisini de tanımıyorum.
Both of Tom's parents died when he was just a baby, so he doesn't remember either one of them.
- Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de o sadece bir bebekken öldüler bu yüzden onlardan herhangi birini hatırlamıyor.
Both of them went to the window to look outside.
- Her ikisi de dışarıya bakmak için pencereye gitti.
Both of his parents are well.
- Anne ve babasının her ikisi de iyi.
See you in a couple of minutes.
- İki dakika içinde görüşürüz.
He's only a couple of years older than me.
- O benden yalnızca iki yaş büyük.
Either way will lead you to the station.
- Her iki yol da seni istasyona götürecektir.
Do you know either of the two girls?
- İki kızın her birini tanıyor musun?
Both my parents are at home now.
- Ebeveynlerimin her ikisi de şu an evdeler.
She is paralyzed in both legs.
- O, her iki bacağından felçlidir.
Tell me which of the two cameras is the better one.
- İki kameradan hangisinin daha iyi olduğunu bana söyle.
The two sisters lived very quietly.
- İki kız kardeş çok sakince yaşadılar.
Either as a waiter at a restaurant or a bartender, both are OK.
- Ya restoranda bir garson olarak ya da bir barmen , her ikisi de Tamam.
Do you want to go out or stay at home? Either is OK with me.
- Dışarı çıkmak mı yoksa evde kalmak mı istiyorsun? Her ikisi de benim için uygun.
Tom and Mary are a musical duo.
- Tom ve Mary müzikal bir ikilidir.
Tom and Mary are both pretty ambitious, aren't they?
- Tom ve Mary ikisi de çok hırslı, değil mi?
Half of his class can write with both hands; they're ambidextrous.
- Sınıfının yarısı iki eliyle de yazabilir; onlar çok yönlüdür.
The number of employees doubled in ten years.
- Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.
We'll have to double our budget for next year.
- Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.