have set as one's purpose; resolve to accomplish; intend; plan

listen to the pronunciation of have set as one's purpose; resolve to accomplish; intend; plan
English - Turkish

Definition of have set as one's purpose; resolve to accomplish; intend; plan in English Turkish dictionary

purpose
gaye

Oda bu amaç için gayet uygun. - The room is perfectly suitable for this purpose.

purpose
{i} amaç

Araştırma amaçları için bir oda ayırın. - Allocate a room for research purposes.

Alan askeri amaç için kullanılır. - The site is used for military purposes.

purpose
isteyerek
purpose
kararlılık
purpose
(Bilgisayar) amacı

O müzik eğitimi amacıyla İtalya'ya gitti. - He went to Italy for the purpose of studying music.

O, resim eğitimi amacıyla Paris'e gitmeye karar verdi. - He decided to go to Paris for the purpose of studying painting.

purpose
erek
purpose
kasıt

Susan, öfkesini göstermek için kasıtlı olarak tabak kırdı. - Susan broke the dish on purpose to show her anger.

Vazoyu kasıtlı olarak kırdım. - I broke the vase on purpose.

purpose
niyet
purpose
mahsus

Bunu mahsus yapıyorsun! - You're doing it on purpose!

purpose
bile bile
purpose
meram
purpose
maksa

Okumaktan asıl maksadın ne olursa olsun, kitaplar sana her zaman memnuniyet ve tatminkârlık duygusu verecektir. - No matter what your main purpose is in reading, books should never fail to provide contentment and satisfaction.

purpose
{i} kararlılık, azim
purpose
serve the purpose işine gelmek
purpose
murat
purpose
faydalı surette
purpose
kasten

Tom kasten camı kırdı. - Tom broke the window on purpose.

Bunu kasten yaptın, değil mi? - You did this on purpose, didn't you?

English - English
purpose
have set as one's purpose; resolve to accomplish; intend; plan
Favorites