gegolten

listen to the pronunciation of gegolten
German - Turkish
(Gramer) gelten gilt galt gälte geçerli olmak
English - Turkish

Definition of gegolten in English Turkish dictionary

qualified
kalifiye

Daha kalifiye birisini işe almış olmaları gerekiyordu. - They should have hired someone more qualified.

O, iş için kalifiye değil. - He is not qualified for the job.

qualified
vasıflı

Daha vasıflı olduğumu düşünmüyor musun? - Don't you think I'm more qualified?

Bunu yapmak için vasıflı tek kişiyim. - I'm the only one qualified to do this.

applied
(Biyokimya) uygulanmış
applied
(Denizbilim) uygulamış
qualified
sınırlı/nitelikli
qualified
{s} şartlı
qualified
kalifiye,v.nitele: adj.nitelikli
applied
denenmiş
applied
(Bilgisayar) uygulandı

Tolerans kötülüğe uygulandığında bir suç olur. - Tolerance becomes a crime when applied to evil.

Dikkatsizce uygulandığı zaman bilim tehlikeli olabilir. - Science can be dangerous when applied carelessly.

applied
ver/başvur/uygula
counted
addedilmek
counted
sayılmak
applied
tatbiki

Bugünün nazari matematiği yarının tatbikî matematiğidir. - Today's pure mathematics is tomorrow's applied mathematics.

applied
uygulamalı

Bugünün kuramsal matematiği yarının uygulamalı matematiğidir. - Today's pure mathematics is tomorrow's applied mathematics.

Botanik, uygulamalı bir bilim dalıdır. - Botany is an applied science.

applied
{f} uygula

Bu kural her durumda uygulanamaz. - This rule can't be applied to every situation.

Yaraya bir bandaj uyguladı. - She applied a bandage to the wound.

applied
kullanıma geçmiş
applied
{s} pratik
German - English