görülmek

listen to the pronunciation of görülmek
Turkish - English
to be seen, occur, be evident, appear
occur
to be taken care of, be handled
seen

Tom didn't want to be seen with Mary. - Tom, Mary'yle görülmek istemiyordu.

Tom doesn't want to be seen with Mary. - Tom Mary ile görülmek istemiyor.

confer
be in sight
be seen

Tom doesn't want to be seen with Mary. - Tom Mary ile görülmek istemiyor.

The result remains to be seen. - Sonuç görülmek için kalır.

gör
saw

Yesterday I went to Denizli and I saw a rooster near the coop. - Dün ben Denizli'ye gittim ve kümesin yakınında bir horoz gördüm.

I saw her somewhere two years ago. - Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.

olarak görülmek
(Hukuk) regarded as
gör
catch sight of

He happened to catch sight of a rare butterfly. - Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.

gör
see

It seems to me that you are wrong. - Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.

Mary decided never to see him any more. - Mary artık onu asla görmemeye karar verdi.

gör
{f} sight

She stood astonished at the sight. - Görünüşte şaşırmış gibi duruyordu.

The sight of fresh lobster gave me an appetite. - Taze ıstakozun görünüşü iştahımı açtı.

gör
{f} seeing

I remember seeing you all somewhere. - Hepinizi bir yerde gördüğümü hatırlıyorum.

Seeing that she was not excited at the news, she must have known it. - O, habere heyecanlanmadığına göre, onu önceden biliyor olmalı.

gör
{f} sighted
gör
{f} seen

Germs can only be seen with the aid of a microscope. - Mikroplar sadece bir mikroskop yardımıyla görülebilir.

I've never seen such a wonderful sunset. - Böyle harika bir günbatımı hiç görmemiştim.

gör
{f} view

The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century. - Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.

Their view of life may appear strange. - Onları hayat görüşü acayip görünebilir.

gör
{f} viewing

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

hor görülmek
be held in contempt
layık görülmek
Be deemed to deserve

She was deemed to deserve the gold medal for fair play.

layık görülmek
be considered worthy, be deemed worthy
ön görülmek
be foreseen
azalma görülmek
a decrease to be seen
birlikte görülmek
(Dilbilim) go about (with)
gerekli görülmek
be regarded necessary
gerekli görülmek
be considered necessary
Turkish - Turkish
Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak: "Yıllarca görülmemiş bir dostu kucaklar gibi hemşiresini öptü."- P. Safa
Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek
Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak
Gereken iş yapılmış olmak
görülme
Görülmek işi
görülmek
Favorites