görülmek

listen to the pronunciation of görülmek
Türkisch - Englisch
to be seen, occur, be evident, appear
occur
to be taken care of, be handled
seen

Tom didn't want to be seen with Mary. - Tom, Mary'yle görülmek istemiyordu.

The result remains to be seen. - Sonuç görülmek için kalır.

confer
be in sight
be seen

Tom doesn't want to be seen with Mary. - Tom Mary ile görülmek istemiyor.

The result remains to be seen. - Sonuç görülmek için kalır.

gör
saw

I saw John at the library. - Kütüphanede John'u gördüm.

They saw a strange animal there. - Onlar orada garip bir hayvan gördü.

olarak görülmek
(Hukuk) regarded as
gör
catch sight of

He happened to catch sight of a rare butterfly. - Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.

gör
see

It seems to me that you are wrong. - Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.

I'm happy to see you. - Seni gördüğüme mutluyum.

gör
{f} sight

Is there any end in sight to the deepening economic crisis? - Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?

She stood astonished at the sight. - Görünüşte şaşırmış gibi duruyordu.

gör
{f} seeing

The boy, upon seeing a butterfly, proceeded to run after it, provoking the anger of his mother, who had ordered him to stay quiet while she gossiped with the lady next door. - Çocuk kelebeği gördüğünde, onu kovalamaya girişti, bitişikteki bayanla sohbet ederken ona sessiz kalmasını söyleyen annesini kızdırdı.

Love is seeing her in your dreams. - Aşk onu rüyalarında görmektir.

gör
{f} sighted
gör
{f} seen

I've never seen such a wonderful sunset. - Böyle harika bir günbatımı hiç görmemiştim.

I had never seen a panda until I went to China. - Çin'e gidene kadar hiç panda görmemiştim.

gör
{f} view

Their view of life may appear strange. - Onları hayat görüşü acayip görünebilir.

His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl. - Ebeveynlerinin görüşü onun kazandıklarını aptal bir kıza harcamasıydı.

gör
{f} viewing

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

hor görülmek
be held in contempt
layık görülmek
Be deemed to deserve

She was deemed to deserve the gold medal for fair play.

layık görülmek
be considered worthy, be deemed worthy
ön görülmek
be foreseen
azalma görülmek
a decrease to be seen
birlikte görülmek
(Dilbilim) go about (with)
gerekli görülmek
be regarded necessary
gerekli görülmek
be considered necessary
Türkisch - Türkisch
Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak: "Yıllarca görülmemiş bir dostu kucaklar gibi hemşiresini öptü."- P. Safa
Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek
Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak
Gereken iş yapılmış olmak
görülme
Görülmek işi
görülmek
Favoriten