fiancé or fiancée

listen to the pronunciation of fiancé or fiancée
English - Turkish

Definition of fiancé or fiancée in English Turkish dictionary

intended
{s} müstakbel
intended
{s} istenilen

Onun istenilenden çok farklı bir etkisi vardı. - It had an effect very different from the one intended.

betrothed
nişanlanmış
intended
{s} tasarlanmış

Bu Tarih ders kitabı lise öğrencileri için tasarlanmış. - This History textbook is intended for High school students.

Bu benim için mi tasarlanmış? - Is this intended for me?

intended
planlanmış
betrothed
nişanlı
intended
{s} yönelik

Bu ders kitabı yabancı öğrencilere yöneliktir. - This textbook is intended for foreign students.

Genç insanlara yönelik kitaplar iyi satacaktır. - Books intended for young people will sell well.

intended
nişanlı (erkek veya kız)
intended
{f} planla

O geçen sene Napoli'yi ziyaret etmeyi planlamıştı. - He intended to have visited Naples last year.

Şimdiye kadar ev ödevimi bitirtmeyi planlamıştım. - I'd intended to have my homework finished by now.

intended
amaçlanmış
betrothed
nişanla

Prenses büyüdüğü zaman büyük bir mesafe yaşayan bir prens ile nişanlandı. - When the princess grew up she was betrothed to a prince who lived at a great distance.

betrothed
(isim)şanlı kimse
betrothed
sözlü
betrothed
nişanlı kimse
betrothed
evlilik sözü ver
intended
{f} planla: adj.planlana
intended
{s} kasti
intended
{s} kasıtlı
intended
{f} niyet et: adj.niyet edilen
English - English
intended
betrothed
fiancé or fiancée

    Hyphenation

    fi·an·ce or fi·an·cee

    Turkish pronunciation

    fiänsey ır fiänsi

    Pronunciation

    /fēˈänˌsā ər fēˈansē/ /fiːˈɑːnˌseɪ ɜr fiːˈænsiː/

    Word of the day

    svelte
Favorites