Siz insanları anlamıyorum.
- I don't see your point.
Merhaba, siz Bay Ogawa mısınız?
- Hello, are you Mr Ogawa?
Artık seni sevmiyorum.
- I no longer love you.
Seni anlamak gerçekten çok zor.
- Understanding you is really very hard.
Bu kravat sana çok iyi uyuyor.
- That tie suits you very well.
Bu kitabı sana vereceğim.
- I will give you this book.
Sizinle yaşamayı seviyorum.
- I love living with you.
Sizin hangi tür şarabınız var?
- What kind of wine do you have?
İstasyona giderken ben seni geçtim.
- I can beat you to the station.
Artık seni sevmiyorum.
- I don't love you anymore.
İçmek için size ne alabilirim?
- What can I get you for drinking?
Ben size seve seve yardımcı olacaktım, sadece şimdi çok meşgulüm.
- I would gladly help you, only I am too busy now.
Kendinize dikkat edin!
- Take care of yourselves!
Hepiniz kendinizden utanmalısınız.
- You should all be ashamed of yourselves.
All you need to do is trust each other.
- Ihr müsst nichts tun, außer euch zu vertrauen.
As soon as they return, I will telephone you.
- Sobald sie zurück sind, rufe ich euch an.