enkel

listen to the pronunciation of enkel
German - Turkish
English - Turkish

Definition of enkel in English Turkish dictionary

grandchild
(isim) torun
grandchild
torun

Ebeveynlerim torunlarını gerçekten seviyor. - My parents really love their grandchildren.

Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum. - I didn't know your grandchildren lived in Boston.

grandchild
büyük çocuk
grandson
erkek torun

Erkek torunumu görmeye gittiğimde her zaman ona bir şey veririm. - When I go to see my grandson, I always give him something.

Erkek torunum, oğlumun oğludur. - My grandson is the son of my son.

grandson
torun

Tom Mary'nin erkek torunudur. - Tom is Mary's grandson.

Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder. - The old man is always accompanied by his grandson.

grandchild
{ç} grand.chil.dren (gränd'çîldrın)
grandchildren
torunlar

Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu. - An old man sat surrounded by his grandchildren.

Tom torunlarından herhangi bir şey reddedemez. - Tom can't refuse his grandchildren anything.

grandchildren
torun

Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu. - An old man sat surrounded by his grandchildren.

Tom torunlarından herhangi bir şey reddedemez. - Tom can't refuse his grandchildren anything.

grandson
(isim) torun
German - English
grandson

The grandfather told the grandsons. - Der Großvater hat es den Enkeln überliefert.

My grandson is still a baby. - Mein Enkel ist noch ein Baby.

grandsons
grandchild
grandchildren
Swedish - German
artless
einfacher
einfache
schlicht
Dutch - German
knöchel