Ebeveynlerim torunlarını gerçekten seviyor.
- My parents really love their grandchildren.
Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum.
- I didn't know your grandchildren lived in Boston.
Erkek torunumu görmeye gittiğimde her zaman ona bir şey veririm.
- When I go to see my grandson, I always give him something.
Erkek torunum, oğlumun oğludur.
- My grandson is the son of my son.
Tom Mary'nin erkek torunudur.
- Tom is Mary's grandson.
Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder.
- The old man is always accompanied by his grandson.
Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu.
- An old man sat surrounded by his grandchildren.
Tom torunlarından herhangi bir şey reddedemez.
- Tom can't refuse his grandchildren anything.
Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu.
- An old man sat surrounded by his grandchildren.
Tom torunlarından herhangi bir şey reddedemez.
- Tom can't refuse his grandchildren anything.
The grandfather told the grandsons.
- Der Großvater hat es den Enkeln überliefert.
My grandson is still a baby.
- Mein Enkel ist noch ein Baby.