doğrudan doğruya

listen to the pronunciation of doğrudan doğruya
Turkish - English
directly

Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives. - Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.

You should never look directly at the Sun with the naked eye or through any instrument such as binoculars or a telescope. - Çıplak gözle ya da dürbün ya da teleskop gibi herhangi bir aletle doğrudan doğruya güneşe bakmamalısın.

fair
direct

You should never look directly at the Sun with the naked eye or through any instrument such as binoculars or a telescope. - Çıplak gözle ya da dürbün ya da teleskop gibi herhangi bir aletle doğrudan doğruya güneşe bakmamalısın.

Can we talk to Tom directly? - Doğrudan doğruya Tom'la konuşabilir miyiz?

immediately
straight

I looked her straight in the eye. - Ben doğrudan doğruya onun gözlerinin içine baktım.

point blank
right

A bike path goes right past my house. - Bir bisiklet yolu doğrudan doğruya evimin önünden geçer.

Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives. - Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.

downright
dead
{s} lineal
pointblank
Turkish - Turkish
Dolaysız, araçsız, araya başka bir şey girmeden, resen
(Osmanlı Dönemi) RE'SEN
doğrudan doğruya
Favorites