düşün

listen to the pronunciation of düşün
Turkish - English
thought

She put down her thoughts on paper. - Düşüncelerini kağıda döktü.

Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned. - Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi.

idea

Tom thought it would be a good idea to see a doctor. - Tom bir doktor görmenin iyi bir fikir olacağını düşündü.

I have no idea what that guy is thinking. - Bu adamın ne düşündüğü hakkında hiçbir fikrim yok.

concept
product of the mind
{f} think

Prime numbers are like life; they are completely logical, but impossible to find the rules for, even if you spend all your time thinking about it. - Asal sayılar hayata benzer, onlar tamamen mantıksaldır fakat, eğer tüm zamanınızı onun hakkında düşünmek için harcarsanız kurallarının bulunması imkânsızdır.

I think it'll rain today. - Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.

think of

What do you think of the original plan? - Orijinal plan hakkında ne düşünüyorsun?

Two people think of her as their daughter. - İki kişi onu kızları olarak düşünüyor.

ponder

Let's ponder that for a moment. - Onu bir an için düşünelim.

Tom pondered his next move. - Tom onun sonraki hamlesini düşünüp taşındı.

turn over
{f} pondering

Tom was probably pondering something. - Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.

{f} thinking

Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful. - Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.

Prime numbers are like life; they are completely logical, but impossible to find the rules for, even if you spend all your time thinking about it. - Asal sayılar hayata benzer, onlar tamamen mantıksaldır fakat, eğer tüm zamanınızı onun hakkında düşünmek için harcarsanız kurallarının bulunması imkânsızdır.

{f} picturing
cogitate
cast about
ponder of
contemplate

When I contemplate the sea, I feel calm. - Denizi düşündüğümde, sakin hissediyorum.

He contemplated their plan. - O onların planı üzerinde düşündü.

meditate

He meditated for two days before giving his answer. - Cevabını vermeden önce iki gün boyunca düşündü.

Tom used to meditate every morning. - Tom her sabah düşünüp taşınırdı.

{f} deliberate

Do you think that was deliberate? - Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?

The jury deliberated for three days. - Jüri üç gün boyunca düşündü.

think up
excogitate
considering

I'm considering going with them. - Onlarla gitmeyi düşünüyorum.

It is worthwhile considering what it is that makes people happy. - İnsanları mutlu eden şeyin ne olduğunu düşünmeye değer.

considered

Have you ever considered majoring in economics at college? - Üniversitede iktisat bölümünde uzmanlaşmayı hiç düşündünüz mü?

Tom considered working for our company, but decided not to. - Tom bizim şirketimiz için çalışmayı düşündü, fakat yapmamaya karar verdi.

thinkup
düşün ki
imagine that
düşün özgürlüğü
freedom of thought
bin düşün bir söyle
(deyim) least said soonest mended
önce düşün, sonra söyle
(Atasözü) Think before you speak
Turkish - Turkish
Duyularla değil, zihnî olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay, fikir, ide