bollaştırmak

listen to the pronunciation of bollaştırmak
Turkish - English
to let out
to widen, loosen
let out
to provide liberally; to make plentiful
become wide
amplify
bol
{s} abundant

There are abundant food supplies. - Bol gıda malzemeleri var.

The United States is abundant in natural resources. - Amerika Birleşik Devletleri'nin doğal kaynakları boldur.

bol
ample

Why do you keep saying there's ample time? - Niçin bol zaman olduğunu söylemeyi sürdürüyorsun?

Sami had ample time and ample opportunity to kill Layla. - Sami'nin Leyla'yı öldürmek için bol zaman ve bol fırsatı vardı.

bol
wide

A buyers' market is a market in which goods are plentiful, buyers have a wide range of choices, and prices are low. - Bir alıcı piyasası malların bol olduğu, alıcıların çok çeşitli seçimlere sahip olduğu, ve fiyatların düşük olduğu bir piyasadır.

The original qipao was wide and loose. - Orijinal qipao geniş ve boldu.

bol
{s} loose

Tom likes to wear loose-fitting clothes. - Tom bol giysiler giymeyi seviyor.

Tom wore a long, loose-fitting coat. - Tom uzun bol ceket giydi.

bol
{s} generous

The portions at that restaurant are generous. - O restorandaki porsiyonlar bol.

Between meals, he usually manages to stow away a generous supply of candy, ice cream, popcorn and fruit. - Yemekler arasında genellikle bol miktarda şekerleme, dondurma, patlamış mısır ve meyve yiyebiliyor.

bol
copious

They begin losing copious amounts of hair. - Bol miktarda kıl kaybetmeye başladılar.

I found the suites capacious, the sofas commodious, the sandwiches copious. - Ben, suitleri ferah, kanapeleri geniş sandviçleri bol buldum.

bol
hefty
bol
{s} bountiful

The rice we harvested is bountiful. - Bizim biçtiğimiz pirinç boldur.

bol
{s} flush
bol
full

She is still full of energy. - O hala bol enerji var.

The dress has a full skirt. - Elbisenin bol bir eteği var.

bol
{s} plentiful

We have a plentiful supply of water. - Bol miktarda suyumuz var.

A buyers' market is a market in which goods are plentiful, buyers have a wide range of choices, and prices are low. - Bir alıcı piyasası malların bol olduğu, alıcıların çok çeşitli seçimlere sahip olduğu, ve fiyatların düşük olduğu bir piyasadır.

bol
wealthy
bol
{s} affluent
bol
plenty

We have had plenty of rain this year. - Bu yıl bol yağmur vardı.

There are plenty of fresh eggs on the table. - Masada bol miktarda taze yumurta var.

bol
heft
bol
galore
bol
(Tıp) bol
bol
plentitude
bol
luxuriant
bol
voluminous
bol
redundant
bol
plenty of

You promised that there would be plenty of hedgehogs in the village! - Köyde bol miktarda kirpi olacağına söz verdin!

The troops had plenty of arms. - Askerlerin bol miktarda silahları vardı.

bol
large

He endowed the college with a large sum of money. - O, üniversiteye bol miktarda para bağışladı.

Very large windows assure abundant natural daylight. - Çok büyük pencereler bol doğal gün ışığı sağlar.

bol
lush
bol
caboodle
bol
opulent
bol
hearty
bol
rich
bol
effusive
bol
exuberant
bol
{s} riotous
bol
{s} unsparing
bol
{s} bounteous
bol
affluence
bol
{s} prodigal
bol
abounding
bol
{s} unstinted
bol
{s} handsome
bol
plentiful, abundant, ample, copious
bol
{s} fecund
bol
superabundant
bol
baggy

Since my husband became sick he's lost as much as 20 kilograms and his pants are now baggy. - Kocam hasta olduktan sonra 20 kilo kadar verdi ve şu anda pantolonu bol geliyor.

Mary wore a long baggy T-shirt down to her knees. - Mary dizlerine kadar uzanan uzun bol bir tişört giyiyordu.

bol
{s} plenteous
bol
plentiful, abundant, opulent, profuse, copious, ample; loose, wide
bol
claret cup
bol
wide and loose-fitting; too large
bol
liberal
bol
{s} rank
bol
{s} profuse

He apologized profusely. - O bol bol özür diledi.

I apologized profusely. - Ben bolca özür diledim.

bol
lavish
English - English

Definition of bollaştırmak in English English dictionary

bol
bolognese
BOL
(Ticaret) (bill of lading) A document created for a given shipment that indicates the contents and destination, and forms a contractual basis for claims or resolution with the carrier if required
bol
BOLometers technical device (astronomy)
bol
Begin Of Life
bol
Oak Lawn Branch Library
bol
Bill of Lading transport or Document used to acknowledge receipt of goods; may also be used to serve as a contract for the cargo
bol
Bill of Lading Document used to acknowledge receipt of goods; may also serve as a contract for the transport of cargo
bol
[Welsh belly] Also as 'bwl'
bol
Beginning of Life
bol
Bill of Lading (BOL) refers to the document on which a carrier acknowledges receipt of materials loaded onto the truck
Turkish - Turkish
Bol duruma getirmek
Bol
geniş
Bol
(Osmanlı Dönemi) CÜFAL
Bol
gani
Bollaştırma
(Osmanlı Dönemi) ŞERH
bol
özel bir cam kap içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içkiye verilen ad
bol
Tahta döşeme
bol
Likör, şarap, meyve suyu ve soda ile yapılan bir içki
bol
Olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı
bol
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı: "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm."- P. Safa
bol
Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki
bol
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı
bol
şarap, likör ve madensuyuna meyve doğranarak özel bir cam kap içinde yapılan içki
bol
özel bir cam kap içinde likör, şarap, meyve ve madensuyu karıştırılarak hazırlanan içki
bol
Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı: "Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş."- B. Felek. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki
bollaştırma
Bollaştırmak işi veya durumu
English - Turkish

Definition of bollaştırmak in English Turkish dictionary

bol
(Tıp) bol
bollaştırmak
Favorites