This is a good book, but that one is better.
- Bu iyi bir kitaptır ama şu daha iyidir.
I'd like to stay one more night. Is that possible?
- Bir gece daha kalmak istiyorum. Mümkün mü?
Get both a phone and internet access in a single package!
- Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!
Did God really create the earth in a single day?
- Tanrı, dünyayı gerçekten tek bir günde mi yarattı?
He needs something to drink.
- İçecek bir şeye ihtiyacı var.
Is there anything to drink in the refrigerator?
- Buzdolabında içilebilecek herhangi bir şey var mı?
I'm busy looking for an apartment.
- Ben bir daire aramakla meşgulüm.
The twins were so alike that it was difficult to tell them apart.
- İkizler o kadar benziyorlardı ki birbirinden ayırt etmek zordu.
Monopoly is a popular game for families to play.
- Monopoly ailelerin oynaması için popüler bir oyun.
He read the poem in a monotone.
- O, şiiri monoton bir şekilde okudu.
I have a facial boil. There's a painful lump at the back of one nostril.
- Bir yüz çıbanım var.Bir burun deliğinin arkasında acılı bir yumru var.
One lump of sugar, please.
- Bir küp şeker, lütfen.
Nobody can be a head coach of a soccer team without being a soccer player.
- Hiç kimse futbolcu olmadan bir futbol takımının teknik direktörü olamaz.
Ikeda made several silly mistakes, and so he was told off by the department head.
- Ikeda birkaç aptalca hata yaptı ve bu yüzden ona bölüm başkanı tarafından ağzının payı verildi.
The soldiers have erected a peace monument.
- Askerler bir barış anıtı diktiler.
They erected a statue in memory of Gandhi.
- Onlar Gandhi'nin anısına bir heykel diktiler.
I would like to go to the United States one day.
- Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.
The United States borders Canada.
- Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ile komşudur.
The Emperor is the symbol of the unity of the people.
- İmparator, halkın birliğinin sembolüdür.
Unity is better than money.
- Birlik paradan daha iyidir.
You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth.
- Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.
I thought we were going to go somewhere.
- Bir yere gideceğimizi düşünmüştüm.
Do you have any engagement tomorrow?
- Yarın herhangi bir randevun var mı?
Bob has been engaged to Mary for over a year.
- Bob, Mary ile bir yılı aşkın bir süredir nişanlıdır.
After a hectic few days at work, Tom is looking forward to a change of pace.
- İşte yoğun geçen birkaç günden sonra, Tom bir değişikliği iple çekiyor.
He walked at a quick pace.
- O büyük bir hızla yürüdü.
I brought you a little something.
- Sana küçük bir şey getirdim.
Would you like some coffee?
- Biraz kahve ister misin?
In Germany today, anti-violence rallies took place in several cities, including one near Hamburg where three Turks were killed in an arson attack on Monday.
- Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.
Macbeth raised an army to attack his enemy.
- Macbeth, düşmanına saldırmak için bir ordu yetiştirdi.
This is the first time I've ever squashed a cockroach.
- Şimdiye kadar ilk defa bir hamam böceği ezdim.
Have you ever squashed a tomato?
- Hiç bir domates ezdin mi?