Mary kendini ihanete uğramış ve aşağılanmış hissetti.
- Mary felt betrayed and humiliated.
Çok ihanete uğramış hissediyorum.
- I feel very betrayed.
O, memleketine ihanet etti.
- He betrayed his country.
Onun güvenine ihanet etti.
- She betrayed his trust.
Arkadaşlarıma ihanet etmektense ölmeyi tercih ederim!
- I'd rather die than betray my friends!
Çevirmek ihanet etmektir.
- To translate is to betray.
İnsan arkadaşlarına ihanet etmemeli.
- One shouldn't betray one's friends.
Sana ihanet etmeyeceğim.
- I am not going to betray you.