belirsizlik

listen to the pronunciation of belirsizlik
Turkish - English
uncertainty

There's uncertainty everywhere. - Her yerde belirsizlik var.

The only thing that's certain is uncertainty. - Kesin olan tek şey, belirsizliktir.

ambiguity

There will be no ambiguity. - Hiçbir belirsizlik olmayacak.

Sometimes translations do create ambiguity. - Bazen çeviriler belirsizlik yaratır.

if
dark
gloom
vague
limbo
dimness
equivoque
muzziness
equivoque equivoke
drabness
equivoke
elusiveness
equivocacy
unclarity
(Ticaret) uncertainly
question
indeterminate
obscure
fogginess
dreariness
laxness
fuzziness
dubiousness
indefiniteness
doubtfulness
suspense

The suspense is killing me. - Belirsizlik beni öldürüyor.

The game was full of suspense. - Oyun belirsizlikle doluydu.

haze
incalculability
indefiniteness, ambiguity, uncertainty
equivocalness
dreaminess
drift
generality
laxity
haziness
indistinctness
{i} obscurity
unsure
want of certainty
indeterminateness
obscureness
indetermination
ambivalence
amphibology
inexplicitness
indeterminacy
twilight world
{i} vagueness
peradventure
ambiguousness
twilight zone
dubious
troubled waters
belirsiz
indefinite

She was sent to a psychiatric hospital for an indefinite period of time. - O belirsiz bir süre için bir akıl hastanesine gönderildi.

The union went out on a strike for an indefinite period. - Sendika belirsiz bir süre için greve gitti.

belirsiz
uncertain

Well, what about the economic price to be paid due to uncertainty? - Peki, belirsizliğin ekonomik faturası ne olacak?

The uncertainty about the weather has had a definite effect upon the Englishman's character. - Hava hakkındaki belirsizlik İngilizlerin karakterlerinde belirli bir etkiye sahiptir.

belirsiz
ambiguous

He might possibly say something ambiguous again. - Muhtemelen tekrar belirsiz bir şey söyleyebilir.

I admit this is an ambiguous answer. - Ben bunun belirsiz bir yanıt olduğunu kabul ediyorum.

belirsiz
{s} undetermined

The future of humanity remains undetermined, as it depends on it. - O ona bağlı olduğu için, insanlığın geleceği belirsiz kalır.

belirsiz
{s} unclear

Tom's intentions were unclear. - Tom'un niyetleri belirsizdi.

It's unclear why Tom isn't here. - Tom'un neden burada olmadığı belirsiz.

belirsizlik analizi
(Pisikoloji, Ruhbilim) uncertainty analysis
belirsizlik faktörü
(Çevre) uncertainty factor
belirsizlik ilkesi
(Fizik) uncertainty-principle
belirsizlik katsayısı
(Bilgisayar,İstatistik) coefficient of variation
belirsizlik sıfatı
(Dilbilim) indefinite adjective
belirsizlik zamiri
indefinite pronoun
belirsizlik hoşgörüsü
(Dilbilim) tolerance of ambiguity
belirsizlik ilkesi
uncertainty principle
belirsizlik modeli
(Ticaret) indeterminate model
belirsizlik safhası (ICAO)
(Askeri) uncertainty phase (ICAO)
belirsizlik sorunu
(Ticaret) indeterminacy problem
belli belirsizlik
nebulousness
belirsiz
{s} vague

Tom gave a vague answer. - Tom belirsiz bir cevap verdi.

Sounds vaguely familiar. - Belli belirsiz tanıdık geliyor.

belirsiz
{s} obscure

His thesis doesn't make sense. To begin with, its theme is obscure. - Onun tezi bir anlam ifade etmiyor. Öncelikle onun teması belirsiz.

The meaning of this sentence is obscure. - Bu cümlenin anlamı belirsiz.

belirsiz
fuzzy
belirsiz
tentative
belirsiz
{s} indistinct
belirsiz
indeterminate
belirsiz
{s} indefinable
belirsiz
hazy
belirsiz
in the balance
belirsiz
misty
belirsiz
equivocal
belirsiz
unequivocal
belirsiz
indeterminant
belirsiz
woolly
belirsiz
cloudyly
belirsiz
(deyim) anybody's guess
belirsiz
delphian
belirsiz
indecisive
belirsiz
nebulated
belirsiz
faint
belirsiz
unapparent
belirsiz
dubio
belirsiz
(Dilbilim) ambigious
belirsiz
indistinguished
belirsiz
darksome
belirsiz
(Konuşma Dili) in the air

The date of the party is still up in the air. - Partinin tarihi henüz belirsiz.

belirsiz
inarticulate
belirsiz
murky
belirsiz
indetermined
belirsiz
off-colour
belirsiz
problematical
belirsiz
(Konuşma Dili) as clear as mud
belirsiz
neutral
belirsiz
undeterminate
belirsiz
off-color
belirsiz
shrouded in mystery

The origins of these people is shrouded in mystery. - Bu insanların kökenleri belirsizdir.

The cause of Tom's death is still shrouded in mystery. - Tom'un ölüm nedeni hâlâ belirsiz.

belirsiz
touch-and-go
belirsiz
noncommittal
belirsiz
nebulous
belirsiz
clouded
belirsiz
borderline
belirsiz
distant
belirsiz
inappreciable
belirsiz
dim
belirsiz
micro
belirsiz
impalpable
belirsiz
unspecified
belirsiz
{s} undefined

An irregular galaxy has an undefined shape and is full of young stars, dust, and gas. - Düzensiz bir galaksi, belirsiz bir şekle sahiptir ve genç yıldızlar, toz ve de gazla doludur.

belirsiz
up in the air
belirsiz
{s} dubious
belirsiz
off color
belirsiz
cloudily
belirsiz
{s} lax
belirsiz
inglorious
belirsiz
background
belirsiz
off colour
belirsiz
cloudy
belirsiz
shadowy

The boundaries which divide Life from Death are at best shadowy and vague. Who shall say where the one ends, and where the other begins? - Hayatı ölümden ayıran sınırlar azami karanlık ve belirsizdir. Birinin nerede biteceğini ve diğerinin nerede başlayacağını kim söyleyecek?

belirsiz
{s} indescribable
belirsiz
abstract
belirsiz
imperceptible
belirsiz
{s} precarious
belirsiz
unknown, uncertain, indefinite, undetermined
belirsiz
{s} dusty
belirsiz
{s} foggy
belirsiz
unsettled
belirsiz
{s} backhanded
belirsiz
indefinite, indeterminate, uncertain, dim, nebulous, ambiguous, inarticulate
politik belirsizlik
political uncertainty
siyasi belirsizlik
political uncertainty
Turkish - Turkish
Belirsiz olma durumu, müphemiyet
Belirsiz olma durumu, müphemiyet: "Ne yanına baksa ürkütücü belirsizlikler..."- A. İlhan
(Osmanlı Dönemi) NEKÂRE
(Hukuk) İPHAM
müphemiyet
belirsizlik sıfatı
İsimleri yaklaşık, kabataslak belirten sıfat, belgisiz sıfat: bazı, birkaç, her, birtakım, filân vb
belirsizlik zamiri
İsmin yerini belirsiz, kabataslak tutan zamir, belgisiz zamir: bazısı, birkaçı, birçoğu, azı, herkes, biri vb
Belirsiz
müphem
Belirsiz
gayrimuayyen
belirsiz
Bilinmeyen, meçhul
belirsiz
Belirli olmayan, gayrimuayyen: "Tatlı ve mahmur bakışlı gözlerini belirsiz bir noktaya dikti."- Y. K. Karaosmanoğlu
belirsiz
Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem: "Bir ayağın yerlere sürtünmesinden çıkan, silik ve belirsiz sesi işitti."- P. Safa
belirsiz
Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem
belirsiz
Belirli olmayan, gayrimuayyen
belirsizlik
Favorites