başlamış

listen to the pronunciation of başlamış
Turkish - English
entered
begun

She'd just begun to read the book when someone knocked on the door. - Birisi kapıyı çaldığında, o tam kitabı okumaya başlamıştı.

She had begun to recede in my memory. - O, anılarımda kaybolmaya başlamıştı.

başla
begin

I go into the store, and who do I see? An American friend, who immediately begins to tell me what has been going on with him since we last met. - Mağazaya gidiyorum ve kimi görüyorum? Onunla son kez buluştuğumuzdan beri kendisinde neler gittiğini bana hemen anlatmaya başlayan bir Amerikan arkadaşımı.

School begins at nine and is over at six. - Okul dokuzda başlar ve altıda biter.

başla
began

He began to work for that company last year. - O, geçen yıl o şirket için çalışmaya başladı.

He began his meal by drinking half a glass of ale. - Yarım bardak bira içerek yemeğine başladı.

başla
(Bilgisayar) run

They started running. - Onlar koşmaya başladılar.

He stopped smoking and started running. - Sigarayı bıraktı ve koşmaya başladı.

başla
{f} beginning

Birth is, in a manner, the beginning of death. - Doğum,bir şekilde,ölümün başlangıcıdır.

The beginning is the most important part of the work. - Başlangıç işin en önemli kısmıdır.

başla
log on
başla
begun

The journey has just begun. - Yolculuk henüz başladı.

The French and Indian War had begun. - Fransız ve Hint Savaşı başlamıştı.

başla
gotten start
başla
fall to
başla
go about

Now I must go about my work. - Şimdi işime başlamalıyım.

başla
strike up

The student center is a good place to strike up conversations. - Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.

başla
got start
başla
knuckle down
başla
set about

We got up early and set about cleaning our house. - Erken kalktık ve evimizi temizlemeye başladık.

She had no idea how to set about her work. - İşine nasıl başlayacağı konusunda bir fikri yoktu.

başla
get start
başla
enter upon
başla
get down to

We must get down to our homework. - Biz ödevimize başlamalıyız.

I've never seen him really get down to work. - Onun gerçekten işe başladığın asla görmedim.

başla
commence

Hostilities commenced. - Düşmanlıklar başladı.

Direct flights between New York and Tokyo commenced recently. - New York ve Tokyo arasında doğrudan uçuşlar son zamanlarda başlamıştır.

başla
start off

There's nothing better than a good cup of coffee to start off the day. - Güne başlamak için güzel bir fincan kahveden daha iyi bir şey yoktur.

Let's start off on the same page. - Aynı sayfada başlayalım.

başla
went about
başla
got down to
başla
log#on
kokuşmaya başlamış
putrescent
yeni başlamış
inchoate
çürümeye başlamış
putrescent
çürümeye başlamış
sleepy
çürümeye başlamış şey
putrescence
Turkish - Turkish
Hatay'ın Erzin ilçesinde bir kaplıca maden suyu