azarlayıcı

listen to the pronunciation of azarlayıcı
Turkish - English
with harsh condemnation
of or characterized by vituperation
upbraiding
vituperative
blister
objurgatory
azarla
{f} reprimand

Mr. Jones reprimanded me for falling asleep during class. - Bay Jones ders esnasında uyuduğum için beni azarladı.

The manager reprimanded the man by pounding on the table. - Müdür masaya vurarak adamı azarladı.

azarla
{f} rebuke

He took it for an implied rebuke. - Anlaşilan onu bir azarlama zannetti.

azarla
{f} scolding

When she was late, I felt like scolding her, but I held my tongue. - O geç kaldığında canım onu azarlamak istedi ama dilimi tuttum.

I was not scolding you. - Ben seni azarlamıyordum.

azarla
{f} reproach
azarla
{f} reproving
azarla
reprove
azarla
reprehend
azarla
{f} twit
azarla
upbraid

My mother-in-law never passes up an opportunity to upbraid me over my decision to go into business for myself. - Kayınvalidem kendim için işe gitme kararım üzerinden beni azarlama fırsatını asla kaçırmaz.

azarla
lay into
azarla
dress down
azarla
berate

The teacher lost his job because he cruelly berated students who made mistakes. - Öğretmen işini kaybetti çünkü hata yapan öğrencileri acımasızca azarladı.

azarla
chide

Mary chided Tom for spending so much time on Tatoeba. - Mary Tom'u Tatoeba'da çok zaman harcadığı için azarladı.

azarla
scold

He scolded me for being lazy. - O, tembel olduğum için beni azarladı.

He was scolded by his mother. - O, annesi tarafından azarlandı.

azarla
tell off
azarla
tick off
azarla
tickoff
azarla
telloff
azarla
chid

Mary chided Tom for spending so much time on Tatoeba. - Mary Tom'u Tatoeba'da çok zaman harcadığı için azarladı.

azarla
chidden
azarla
chiding
azarla
chided

Mary chided Tom for spending so much time on Tatoeba. - Mary Tom'u Tatoeba'da çok zaman harcadığı için azarladı.

Turkish - Turkish
(Osmanlı Dönemi) ÂRİZ
azarlayıcı
Favorites