En sonunda hatasını anladı.
- At last, he realized his error.
Kar taneleri, en sonunda büyük beyaz kuşlara benzeyene kadar büyüdü de büyüdü.
- The snow-flakes seemed larger and larger, at last they looked like great white fowls.
İlerlememize engel olan şeyler eninde sonunda kaldırıldı.
- The obstacles to our progress have been removed at last.
Sonunda aklıma güzel bir fikir geldi.
- At last a good idea struck me.
Sonunda,gerçeği öğrendik.
- At last, the truth became known to us.
Nihayet, onlar kanla özgürlüğü satın aldı.
- At last, they purchased freedom with blood.
Nihayet, Japonya'nın bu bölümüne bahar geldi.
- At last, spring has come to this part of Japan.
Tamam, pekala, Willie nihayet kabul etti.
- Well, OK, Willie finally agreed.
Bu giysiler nihayet kuru.
- These clothes are finally dry.
Tom ve Mary en sonunda yalnız kalmışlardı.
- Tom and Mary were finally alone.
Tom en sonunda Meryem'e sırrı vermeyi kabul etti.
- Tom finally agreed to let Mary in on the secret.
Tom ve Mary nihayet tamamen yalnızdı.
- Tom and Mary were finally completely alone.
Bir bebek olarak dört ayak üzerinde emekler, sonra iki bacak üstünde yürümeyi öğrenir, sonunda yaşlılıkta bir değneye ihtiyacı olur.
- It crawls on all fours as a baby, then learns to walk on two legs, and finally needs a cane in old age.
Tom sonunda Mary'den bir ders kitabı aldı.
- Tom finally got a text from Mary.
Nihayet, iki Kızılderili kabilenin şefleri savaş baltalarını gömmeye karar verdiler ve barış çubuğu tüttürdüler.
- At long last, the two chiefs of the Indian tribes have decided to bury the hatchet and smoke the peace pipe.
Sonunda onu polise teslim etmeye karar verdik.
- We finally decided to give him over to the police.
O, sonunda IBM'in başkanı oldu.
- He finally became the president of IBM.
Son olarak, son gün ne aldınız?
- Finally, What did you buy the last day?
Son olarak, birisi konuştu.
- Finally, someone spoke.
After three hundred years had passed, the vampire's soul was at last free.
After exhausting all possibilities, Holmes was at last satisfied the problem was unsolvable.
... In your last book, "Outliers," you spoke about the advantages ...
... MICHELLE PHAN: Oh, if you mean if I were to-- like last words ...