Bazı konuklar arabayla geldi, diğerleri yürüyerek.
- Einige Gäste kamen mit dem Auto, andere zu Fuß.
Onlar sokağın diğer tarafında yaşıyorlar.
- Sie leben auf der anderen Seite der Straße.
Maalesef hatalı olan sendin.
- Leider warst du derjenige, der sich geirrt hat.
Başarımın hiç değeri var mı? Bu dünyada yalnızım. Başarımdan mutlu olan kimse yok.
- Ist mein Erfolg etwas wert? Ich bin ganz allein in der Welt. Es gibt keinen Menschen, dem mein Erfolge Freude macht.
Biri beni öteki hattan arıyor.
- Ik heb iemand op de andere lijn.
Bir oğlum ve bir kızım var. Biri New York'ta, diğeri Londra'da.
- Ik heb een zoon en een dochter. De ene is in New York, en de andere in Londen.
Karını asla bir başka kadınla karşılaştırma.
- Vergelijk nooit je vrouw met een andere vrouw.
Başka tanrılara ya da oyulmuş heykellere tapma.
- Aanbid geen andere goden of gesneden beelden.
Karen oraya kendisi gitti.
- Karen tog selv derhen.