Bazı konuklar arabayla geldi, diğerleri yürüyerek.
- Einige Gäste kamen mit dem Auto, andere zu Fuß.
Onlar sokağın diğer tarafında yaşıyorlar.
- Sie leben auf der anderen Seite der Straße.
Şair Friedrich Hölderlin bu evde marangozhanesi ve ailesiyle birlikte 1807'den öldüğü yıl olan 1843'e kadar bir şekilde yaşadı.
- In diesem Haus lebte der Dichter Friedrich Hölderlin, bewirtet von dem Tischler Zimmer und seiner Familie, von 1807 bis zu seinem Tod im Jahre 1843.
Kadınlar ile olan, geri çekilenin kazandığı tek savaştır.
- Krieg mit Frauen ist der einzige, den man durch Rückzug gewinnt.
Biri beni öteki hattan arıyor.
- Ik heb iemand op de andere lijn.
Bir oğlum ve bir kızım var. Biri New York'ta, diğeri Londra'da.
- Ik heb een zoon en een dochter. De ene is in New York, en de andere in Londen.
Onu seviyorum ama o başka birini seviyor.
- Ik hou van hem, maar hij houdt van iemand anders.
Başka tanrılara ya da oyulmuş heykellere tapma.
- Aanbid geen andere goden of gesneden beelden.
Karen oraya kendisi gitti.
- Karen tog selv derhen.