amacıyla

listen to the pronunciation of amacıyla
Turkish - English
for

He went to Austria for the purpose of studying music. - O müzik eğitimi amacıyla Avusturya'ya gitti.

Many students go to Europe for the purpose of studying music. - Çok sayıda öğrenci müzik eğitimi yapmak amacıyla Avrupa'ya gider.

with the aim of

The European Union is set up with the aim of ending the frequent and bloody wars between neighbours, which culminated in the Second World War. - Avrupa Birliği, ikinci dünya savaşı ile sonuçlanan sık ve kanlı komşu devletler arasındaki savaşları bitirme amacıyla kuruldu.

I started to learn English with the aim of becoming a teacher. - Ben bir öğretmen olmak amacıyla İngilizce öğrenmeye başladım.

with a view to, to the end that
for the purpose of

He bought the land for the purpose of building a house on it. - O, üzerine ev inşa etmek amacıyla arsayı aldı.

Many students go to Europe for the purpose of studying music. - Çok sayıda öğrenci müzik eğitimi yapmak amacıyla Avrupa'ya gider.

with a view to

I went to the theater quite early with a view to getting a good seat. - İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.

I went to the department store with a view to buying a present. - Ben bir hediye satın almak amacıyla bir alışveriş merkezine gittim.

to this end
on the purpose of
(deyim) with an eye to
to the end that
on
with the intention of
so as

We stayed home for Christmas, so as to avoid heavy traffic. - Biz yoğun trafikten kaçınmak amacıyla, Noel için evde kaldık.

amaç
objective

The men achieved their objectives. - Erkekler amaçlarına ulaştı.

amaç
purpose

The site is used for military purposes. - Alan askeri amaç için kullanılır.

Atomic energy can be utilized for peaceful purposes. - Atom enerjisi barışçıl amaçlarla kullanılabilir.

amaç
object

The men achieved their objectives. - Erkekler amaçlarına ulaştı.

amaç
aim

We are always aiming at improving the quality of service. - Biz her zaman servis kalitesinde iyileştirmeyi amaçlıyoruz.

We have achieved all our aims. - Biz tüm amaçlarımıza ulaştık.

amaç
goal

They will have achieved their goal. - Onlar amaçlarına ulaştılar.

Fred told his wife about the goals that he wanted to accomplish. - Fred başarmak istediği amaçlardan karısına bahsetti.

amaç
intention

I need to know your intentions. - Amaçlarını bilmem gerekiyor.

Their intentions are obvious. - Onların amaçları açıktır.

amaç
target
amaç
{i} will

They will have achieved their goal. - Onlar amaçlarına ulaştılar.

amaç
{i} cause

We're here for a good cause. - Burada iyi bir amaç için buradayız.

amaç
point

With all due respect, I think they both had valid points. - Kusura bakmayın ama, onların her ikisinin mantıklı amaçları var.

What's the point in doing that? - Onu yapmada amaç nedir?

mek amacıyla
in order to
amaç
{i} dream
amaç
{i} intent

I need to know your intentions. - Amaçlarını bilmem gerekiyor.

Their intentions are obvious. - Onların amaçları açıktır.

amaç
ideal
amaç
scope
amaç
aim, goal, intention, objective, purpose, target, intent
amaç
{i} idea
amaç
higher
amaç
selective
desteklemek amacıyla
for supporting
amaç
function
amaç
sake
amaç
use

Special forces are used for special purposes. - Özel kuvvetler özel amaçlar için kullanılır.

Atomic energy can be used for peaceful ends. - Atom enerjisi barışçıl amaçlar için kullanılabilir.

amaç
end

Atomic energy can be used for peaceful ends. - Atom enerjisi barışçıl amaçlar için kullanılabilir.

amaç
goal of
amaç
the purpose
amaç
to aim
amaç
sense
amaç
(Hukuk) objective, purpose, aim, objective
amaç
{i} meaning

I've been meaning to fix that leak. - O sızıntıyı gidermeyi amaçlıyorum.

amaç
mission
amaç
bourn
amaç
{i} destination

Truth is a goal, not a destination. - Gerçek, bir hedef değil, amaçtır.

Tom and Mary finally reached their destination. - Tom ve Mary sonunda amaçlarına ulaştılar.

amaç
{i} drift

Many people drift through life without a purpose. - Pek çok insan amaçsızca hayatın içinde sürükleniyor.

amaç
wherefore
amaç
{i} consummation
amaç
{i} design

It wasn't designed for that purpose. - Bu, o amaç için tasarlanmadı.

amaç
{i} turn
amaç
{i} Terminus
amaç
{i} view
amaç
{i} bourne
eğitim amacıyla toplanma
encounter
geliştirmek amacıyla oluşturulmuş mali yardım programı
(Hukuk) Instrument for Structural Policies for
getirmek amacıyla)
(Hukuk) amend
mikrop öldürmek amacıyla yıkama
douche
sollamak amacıyla şerit değiştirmek
cut out
Turkish - Turkish

Definition of amacıyla in Turkish Turkish dictionary

amaç
Hedef: "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır."- Anayasa
amaç
Gaye: "Kuruluş amaç ve şartlarını kaybeden yahut kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen dernekler, kendiliğinden dağılmış sayılır."- Anayasa
amaç
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat: "Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz."- Anayasa
amaç
Hedef
amaç
Gaye
amaç
Erek
amaç
Erişilmek istenilen sonuç, maksat
ÂMÂÇ
(Osmanlı Dönemi) f. Saban demiri
ÂMÂÇ
(Osmanlı Dönemi) Hedef, nişan tahtası
amacıyla
Favorites