Tamam, pekala, Willie nihayet kabul etti.
- Well, OK, Willie finally agreed.
Bu giysiler nihayet kuru.
- These clothes are finally dry.
Her zaman Tom ve Mary'nin sonunda evleneceklerini düşündüm.
- I always thought that Tom and Mary would eventually get married.
Onların tartışması sonunda berabere bitti.
- Their argument eventually ended in a draw.
Polis en sonunda Tom'u yakaladı.
- The police eventually arrested Tom.
Fadıl en sonunda İslam'a geçti.
- Fadil eventually converted to Islam.
Tom ve Mary nihayet tamamen yalnızdı.
- Tom and Mary were finally completely alone.
O geçen ayın sonunda Paris'e gitti.
- She left for Paris at the end of last month.
Bu yılın sonunda bir ekonomik kriz olacak.
- There will be an economic crisis at the end of this year.
Tom sonuç olarak yapmasını istediğimiz her şeyi yaptı.
- Tom eventually did everything we asked him to do.
Nihayet evlendi onunla.
- He eventually married her.
Tom nihayet Boston'dan ayrıldı.
- Tom eventually left Boston.
Tom'un sonuçta Mary'ye elmas bir yüzük alması için yeterli parası olmalıydı.
- Tom should eventually have enough money to buy Mary a diamond ring.
Sonuçta işler değişti.
- Things eventually changed.
The boy stood on end.
- Der Junge stand am Ende.
I am at the end of my patience.
- Ich bin am Ende meiner Geduld.
He always says, only kidding! at the end.
- Er sagt immer am Ende: „War nur ein Spaß.“