1959'dan bugüne kadar yapılan çalışmalar sonuç vermedi.
From my own experience, illness often comes from sleeplessness.
- Benim kendi deneyimlerinden, hastalık çoğunlukla uykusuzluktan kaynaklanıyor.
From the viewpoint of tissue culture, the environment for this experiment should be more rigidly defined.
- Doku kültürü bakış açısından, bu deney için çevre daha katı bir şekilde tanımlanmış olmalıdır.
They attempted to break through the enemy line.
- Düşman hattını yarıp geçmeyi denediler.
The submarine had to break through a thin sheet of ice to surface.
- Denizaltı yüzeye doğru ince bir buz tabakasını yarıp geçmek zorunda kaldı.
I'm trying to get out of here.
- Ben buranın dışına çıkmayı deniyorum.
Tom is out of your league.
- Tom senin dengin değil.
It is no more than half a mile to the sea.
- Denize yarım milden daha fazla değil.
They killed more than three thousand sailors.
- Onlar üç binden fazla denizciyi öldürdü
He lost his balance and fell off his bicycle.
- Dengesini kaybetti ve bisikletinden düştü.
He lost his balance and fell off his bicycle.
- Dengesini kaybedip bisikletten düştü.
The football manager tried an elaborate new tactic but it didn't come off.
- Futbol yöneticisi ayrıntılı bir yeni taktik denedi, ancak başarıya ulaşmadı.
As the head of the boarding school, he serves as den mother for all the new students.
Onlar ya barakada ya da mağarada.
- They're either in the shed or in the den.
Dünyanın yuvarlak olduğu gerçeğini kimse inkar edemez.
- No one can deny the fact that the earth is round.
Kara delikler çok yoğundur.
- Black holes are very dense.
Red Dragon tanınmış bir kumar ve esrarkeş batakhanesi.
- The Red Dragon is a well-known gambling and opium den.
... SANFT DEN STROM HINAB! ...