üncü

listen to the pronunciation of üncü
Turkish - English

Definition of üncü in Turkish English dictionary

ün
fame

Tolstoy achieved worldwide fame. - Tolstoy dünya çapında bir ün kazandı.

Christopher Columbus did not find fame. It was fame who found Christopher Columbus. - Christopher Columbus, ün bulmadı. Christopher Columbus'u bulan ündü.

ün
reputation

Tom has a reputation of never listening to anybody's advice. - Tom kimsenin tavsiyesi asla dinlemeyen bir üne sahiptir.

His reputation goes with him wherever he goes. - O nereye giderse ünü onunla birlikte gider.

ün
{i} kudos
ün
{i} celebrity

Mary enjoys being a celebrity. - Mary bir ünlü kişi olmaktan hoşlanır.

Tom and Mary, the famous celebrity couple, want to get divorced. - Ünlü şöhretli çift Tom ve Mary boşanmak istiyorlar.

ün
note

To my surprise, the noted psychologist was accused of a kidnapping. - Benim için sürpriz oldu, ünlü psikolog çocuk kaçırmakla suçlandı.

Tom's father was a noted mathematician. - Tom'un babası ünlü bir matematikçiydi.

ün
voice
ün
sound

The Anglophones always complained about the vowels /a e i o u/ in artificial languages. Those sounds are used because most other sounds other people cannot pronounce. - Anglofonlar her zaman yapay dillerdeki ünlü seslerden/aeiou/ şikâyet ettiler. Bu sesler diğer insanların telaffuz edemedikleri diğer birçok seslerden dolayı kullanılırlar.

ün
repute

This is a true story. A woman was admitted to a reputed obstetrics clinic to give birth. - Bu gerçek bir hikaye. Bir kadın, doğurmak için ünlü bir kadın-doğum kliniğine yatırıldı.

ün
glory
ün
eminence
ün
distinction
ün
name

The university bears the name of its founder. - Üniversite kurucusunun adını taşımaktadır.

All the streets in this area are named after famous people. - Bu bölgedeki tüm sokaklar ünlü kişilerin adını taşır.

ün
prominence
ün
renown

A renowned tactician, Christopher Columbus once downed an entire pirate fleet by stealing all of their fruits and vegetables, thus giving them scurvy. - Bir ünlü taktisyen, Christopher Columbus bir zamanlar onların tüm sebze ve meyvelerini çalarak, böylece onlara iskorbüt vererek tüm korsan filosunu yok etti,

She has international renown as a painter. - O bir ressam olarak uluslararası üne sahiptir.

ün
{i} rep

Tom has a very bad reputation around town. - Tom şehrin civarında çok kötü bir üne sahiptir.

He has a reputation for taking a long time to make a decision. - Geç karar vermesiyle ünlüdür.

ün
fame, reputation, repute, celebrity, glory, name, renown, character " şöhret, şan, nam; voice, sound" ses
ün
fame, reputation
ün
laurels
ün
voice, sound
ün
report
ün
prestige
ün
bays
ün
bay
ün
record

Sami was falsifying his university records. - Sami üniversite kayıtlarını tahrif ediyordu.

You can tell this is college radio. First of all, they actually play records; secondly, they keep playing them at the wrong speed. - Bunu üniversite radyosunda anlatabilirsin. Her şeyden önce onlar aslında kayıtları çalarlar; ikinci olarak onları yanlış hızda çalmaya devam ederler.

ün
honor

The college bestowed an honorary degree on him. - Üniversite ona fahri doktora unvanı verdi.

She is an honor to our college. - O bizim üniversite için bir onurdur.

Turkish - Turkish

Definition of üncü in Turkish Turkish dictionary

Ün
nam
ün
Ses
ün
Ses, haber, bilgi
ün
İyi bir nitelikte bilinip tanınmış olma durumu, şöhret, şan, nam
ün
Ses. İyi bir nitelikte bilinip tanınmış olma durumu, şöhret, şan, nam: "O kadar ünü ve başarıyı yakıştıramamıştı bu yüze."- T. Buğra