ölçüsüz

listen to the pronunciation of ölçüsüz
Turkish - English
beyond measure
measureless, incalculable
inordinate
unmeasured
unmeasured; measureless, incalculable; immoderate
without stopping to think, unthinkingly, heedlessly
unmeasured; uncalculated
extreme

Drinking excessive and extreme amounts of water can result in water intoxication, a potentially fatal condition. - Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek su zehirlenmesi ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.

out of all measure
incommensurable
immoderate
measureless

Measureless fear makes always to act clumsily. - Ölçüsüz korku daima beceriksizce hareket ettirir.

unbounded
careless, haphazard; imprudent; immoderate
excessive

Drinking excessive and extreme amounts of water can result in water intoxication, a potentially fatal condition. - Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek su zehirlenmesi ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.

unconscionable
exceeding
extravagant
intemperate
abnormal
(Dilbilim) informal
unbridled
excess

Drinking excessive and extreme amounts of water can result in water intoxication, a potentially fatal condition. - Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek su zehirlenmesi ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.

immeasurable
ölçü
measurement

Precise measurements are required. - Kesin ölçümler gerekli.

The measurements need to be precise. - Ölçümler hassas olmalı.

ölçü
{i} dimensions
ölçü
measure

There is a second way to define the Gabriel-Roiter measure which may be more intuitive. - Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.

We are, in large measure, responsible for students' success in the entrance exam. - Biz öğrencilerin giriş sınavındaki başarılarından büyük ölçüde sorumluyuz.

ölçü
size

What do you think Tom's shoe size is? - Sizce Tom'un ayakkabı ölçüsü nedir?

What's your shoe size? - Ayakkabı ölçün nedir?

ölçü
{i} gauge

He wears a 6 gauge earring. - O bir 6 ölçü küpe takıyor.

ölçüsüz cesaret
derring do
ölçü
dimension
ölçü
{i} benchmark
ölçü
{i} extent

I have studied Psychology to some extent. - Bir ölçüde Psikoloji öğrenimi yaptım.

Tom can understand Mary's problem to some extent. - Tom Mary'nin sorununu bir ölçüde anlayabilir.

ölçü
{i} gage
ölçü
{i} meter

This tree measures three meters around. - Bu ağacın etrafı üç metre ölçülür.

ölçü
(Ticaret) yardstick
ölçü
metro
ölçü
reagent
ölçü
amount

Drinking excessive and extreme amounts of water can result in water intoxication, a potentially fatal condition. - Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek su zehirlenmesi ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.

I would like to drastically decrease the amount of time it takes me to clean the house. - Evi temizlemem için geçen zamanı büyük ölçüde azaltmak istiyorum.

ölçü
level

While most of us are significantly better off financially than our parents and grandparents, happiness levels haven't changed to reflect that. - Çoğumuz ebeveynlerimiz ve büyük ebeveynlerimizden önemli ölçüde daha varlıklı olmamıza karşın, onu yansıtan mutluluk seviyeleri değişmemiştir.

Tom has joined a laughter club and his stress levels have decreased significantly. - Tom bir kahkaha kulübüne katıldı ve onun stres seviyeleri önemli ölçüde düştü.

ölçü
caliber
ölçü
(Ticaret) measures

This tree measures three meters around. - Bu ağacın etrafı üç metre ölçülür.

What are the measures of time? - Zamanın ölçüsü nedir?

ölçü
(Ticaret) norm
ölçü
measurement procedures
ölçü
(Bilgisayar) metric

Tom, stubborn as he was, refused to change to the sensible metric system, preferring to measure volume in hogsheads instead. - Tom, inatçı olmasına rağmen, büyük fıçı ölçü birimi yerine, mantıklı olan metrik sistemi değiştirmeyi reddediyordu.

ölçü
prosody
ölçü
metre
ölçü
scale

It seems the rural area will be developed on a large scale. - Kırsal alan büyük ölçüde gelişecek gibi görünüyor.

Many European kitchens have scales because dry ingredients are measured by weight there, unlike in America, where they are measured by volume. - Birçok Avrupa mutfakları orada kuru malzemeler tartıldığından dolayı bir teraziye sahiptir, Amerika'da tam tersine onlar hacimle ölçülmektedir.

ölçü
test

The test of democracy is freedom of criticism. - Demokrasinin ölçüsü eleştiri özgürlüğüdür.

ölçü
measuring

The carpenter is measuring the floor. - Marangoz döşemeyi ölçüyor.

ׁWe're measuring the depth of the river. - Biz nehrin derinliğini ölçüyoruz.

ölçü
measurement; size: "masanın ölçüleri - the table´s measurements"
ölçü
(poetry) meter
ölçü
unit of measurement
ölçü
(music) (a) measure
kısa ölçüsüz şiir
jingle
ölçü
poet. meter
ölçü
foot rule
ölçü
(Biyoloji) denomination
ölçü
measurement, measure, measuring
ölçü
stint
ölçü
standard

There is no one standard for beauty. - Güzellik için tek bir ölçüt yoktur.

This factory uses an integrated manufacturing system standardized from parts on through to finished products. - Bu fabrika parçalardan bitmiş ürünlere kadar ölçünlenmiş entegre üretim sistemi kullanmaktadır.

ölçü
metre [Brit.]
ölçü
measure; measurement, dimension; size; moderation; metre
ölçü
measure; proper degree; suitable limit, bounds
ölçü
measurement; size: masanın ölçüleri the table's measurements
ölçü
mus. (a) measure
Turkish - Turkish
Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz
Ölçüsü olmayan, vezinsiz
Pek çok, aşırı, gelişigüzel, rastgele: "Şüphe yok ki ölçüsüz bir para israfı bu boçları daha çoğaltacak, hiç azatmayacaktı."- P. Safa
Pek çok, aşırı, gelişigüzel, rastgele
Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz. Ölçüsü olmayan, vezinsiz
Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan
endazesiz
Ölçü
vezin
Ölçü
endaze
Ölçü
mizan
Ölçü
mezür
Ölçü
miktar
ölçü
Değer, itibar: "Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı."- Y. Z. Ortaç. Ölçüt
ölçü
Bir manzumedeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin
ölçü
Bu değerlerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi
ölçü
Bu değerlerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi: "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür."- R. E. Ünaydın. Ölçme sonucu bulunan rakam
ölçü
Ölçüt
ölçü
Ölçme sonucu bulunan rakam
ölçü
Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu
ölçü
Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan
ölçü
Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı
ölçü
Değer, itibar
ölçü
Belirlenmiş boyut
ölçüsüz
Favorites