My parents taught me to respect my elders.
- Annem ve babam bana yaşlılara saygı göstermeyi öğretti.
Young people should respect their elders.
- Gençler yaşlılarına saygı duymalıdır.
In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life.
- Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur.
Tom gave his seat to an elderly lady.
- Tom yaşlı bir bayana koltuğunu verdi.
We should be kind to the aged.
- Yaşlılara karşı nazik olmalıyız.
The organization is concerned with the welfare of the aged.
- Organizasyon yaşlıların refahı ile ilgilidir.
John is not as old as Bill; he is much younger.
- John Bill kadar yaşlı değil; çok daha genç.
The old man was hard of hearing.
- Yaşlı adam duymakta zorlanıyor.
The old man was hard of hearing.
- Yaşlı adam duymakta zorlanıyor.
She married a rich old man.
- O, zengin yaşlı bir adamla evlendi.
I watched the old woman cross the street.
- Karşıya geçen yaşlı bayanı izledim.
She walked with her head down like an old woman.
- O, yaşlı bir kadın gibi başını eğip yürüdü.
You must be polite to your elders.
- Yaşlılarınıza karşı kibar olmalısınız.
The elderly man takes strong drugs for his heart.
- Yaşlı adam kalbi için güçlü ilaçlar alıyor.
Old-timers might argue the Internet was freest during the Usenet days.
- Yaşlılar, Usenet günlerinde internetin daha özgür olduğunu iddia edebilirler.
Tickets are $5 for adults, and $2 for senior citizens and children.
- Biletler yetişkinler için 5 dolar ve yaşlılarla çocuklar için 2 dolardır.
The senior citizens' spirits were high in spite of the bad weather.
- Yaşlıların ruhları kötü havaya rağmen yüksekti.
Tickets are $5 for adults, and $2 for senior citizens and children.
- Biletler yetişkinler için 5 dolar ve yaşlılarla çocuklar için 2 dolardır.
American senior citizens are comparatively well-off.
- Amerikalı yaşlı vatandaşların nispeten hali vakti yerinde.